Edebiyat

DÖNÜŞÜM

“Herkes beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor.” Günümüzde ne kadar özgür olsak da bazen kendimiz inşa ederiz o hiç sevmediğimiz parmaklıkları. Sonra da geçer ardına bakarız dünyaya. Yapılmaktan korkulan tonlarca şey için inşa edilir o parmaklıklar ya da belki de korunmak için dışarıdan gelen tehlikelerden. Asıl soru; herkese lazım olan bir parmaklık mı yoksa onlardan kurtulmak mı?

             “Gregor Samsa bir sabah huzursuz düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu. Zırhı andıran sertlikteki sırtının üzerinde yatmaktaydı ve başını azıcık yukarı kaldırdığında kubbemsi, kahverengi, yay biçimindeki sertliklerce bölümlenmiş; üstünde, tutunabileceği hiçbir şey kalmamış ve neredeyse tamamen kaymak üzere olan yorganın bulunduğu karnını gördü. Diğer kısımlarıyla karşılaştırıldığında acınacak denli ince bir sürü bacağı, gözlerinin önünde çaresizce parıldıyordu.” Gregor Samsa için her şey böyle başlamıştı. Bir sabah böcek olarak uyanmıştı ve bunun bir düş olmadığını anlamıştı. Çalar saatinin çalmadığını zannetmişti ama hayır; sadece o duymamıştı. Her sabah işe gittiği treni çoktan gitmişti ve Gregor Samsa hala yatağındaydı çünkü birbirinden bağımsız hareket eden bacakları buna izin vermiyordu. Annesi oğlunun kalkmadığını düşünerek kapısına vurur fakat içeriden gelen savuşturma sesi çok farklıdır; annesiyse onun hasta olduğunu düşünmektedir. Gregor kendisinin zorlayarak yataktan kalkmaya çalışır fakat bu onun için hiç de kolay değildir. O gün, saat sekiz civarı patronu eve gelerek Gregor’a sorular sorar ve oldukça sinirlidir. Ne var ki, artık Gregor konuşamamaktadır ve hayvan sesleri çıkartmaya başlamıştır. Gregor zorlanarak kapıyı açmayı başarır fakat sonuçları kötü olur; patronu korkarak evden kaçar, annesi bayılır, babasıysa onu sopayla odasına kovalar. Bu tepkilerden sonra Gregor böcek olduğunu kabullenir; artık dev bir böcektir ve görüntüsüyle beraber yemek alışkanlığı da değişmiştir. Artık çok sevdiği yemekler yerine kokuşmuş yiyecekleri tercih etmeye başlar ve kardeşi Grete bunu fark edip ona kokuşmuş eski yemekler getirmeye başlar. Grete abisini sever ve onunla ilgilenen tek kişidir. Ona yemek götürüp odasını temizler. Greta keman çalıyor ve konservatuara gitmek istiyordur ve Gregor kız kardeşini okutmak için planlar yapmaya başlar. Bunu Noel arifesinde açıklayacaktır ve babası evdeki bir odayı üç arkadaşa kiralar. Onlara Gregor’dan daha çok hassasiyet gösterir onlarla çok ilgilenir ve bu da Gregor’u üzer. Gregor’un artık iyileşmeyeceğini düşünen Grete bir iş bulur. Abisine de eskisi gibi davranmaz ve Gregor’un odası pislik içindedir. İş bulduktan sonra da Gregor’un evden atılma fikrini ilk o dile getirir. Babası Gregor’a elma atmaya başlar ve onu bombardımana tutar; Gregor’un sırtında açılan yaraysa onun ölümüne sebep olur. Onu, evin hizmetlisi ölü halde bularak aileye haber verir. Herkes bunu normal karşılayarak gündelik hayatına döner. Ailecek uzun zamandır planlanan tatile çıkılır. Gregor Samsa ise bir faraşla çöpe atılır. Franz Kafka’nın, sağlığında pek az eseri yayınlandı ve yankı uyandırmadı fakat ölümünden sonra romancı dostu Max Brod öykü ve romanlarından çoğunu yayımlattı ve eserleri büyük bir ivme yakalayarak birçok yazarı, eleştirmeni, sanatçıyı ve filozofu etkilemeye devam etti. Kafka’nın çarpıcı kalemiyle ve gözlemiyle insan kendini tıpkı bir böcek gibi hissediyor. Bu kadar gerçekçi olması normal mi dedirtiyor insana. Kafka, böcek metaforu kullanarak toplumdan dışlanmış ve farklı olanın yaşadığı zorlukları aktarmış bizlere. Herkesin farklı olana yabancılaşması ve onu yalnızlığa itmesi günümüzün en büyük problemlerinden biri. Ayrıca eserde son derece akıcı bir dil kullanmış Kafka. Eline aldığınız gibi bitirebileceğiniz eserlerden. Okuyacaklara şimdiden iyi okumalar!

İlayda İNCE

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir