Edebiyat

HAYVAN ÇİFTLİĞİ

           “İnsan üretmeden tüketen tek yaratıktır. Süt vermez, yumurta yumurtlamaz, sabanı çekecek gücü yoktur, tavşan yakalayacak kadar hızlı koşamaz. Gene de tüm hayvanların efendisidir.” Evet insan üretmeden tüketen tek yaratıktır ve bunu bildiği halde durmadan tüketir. Bütün kaynakların sonu gelmezcesine tüketir. Çokta uzak olmayan bir gelecekte tüketecek bir şeyi kalmayan insana ne olur peki? Tam da tüketim çağının ortasında kalmışken belki de elimizi taşın altına koymanın vakti gelmiştir.

            Bir çiftlik hayatı çıkıyor karşımıza kitapta; başkahramanlarımız ise hayvanlar. Bay Jones Beylik Çiftliği’nin sahibidir. Bir gece yatmaya gittikten sonra, Koca Reis dedikleri domuz gördüğü bir rüyayı anlatmak için bütün hayvanları toplar ve onlara anlatmak ister. Çağrısı üzerine Bluebell, Jessie, Pincher adlı köpekler, diğer domuzlar, tavuklar, güvercinler, Boxer ve Clover adlı iki araba atı, beyaz keçi Muriel, Benjamin adlı eşek ve diğer tüm hayvanlar toplanır. Koca Reis, yaşadıkları hayatın yoksulluk, açlık, sabahtan akşama koşturmaca içinde geçtiğini anlatır. Kölelik üzerine kurulu hayatlarına, hiçbir hayvanın özgür olmadığına ve insanın üretmeden tüketen tek varlık olduğuna dikkat çeker. Rüyasını anlatır Koca Reis; insanın ortadan kalktıktan sonra yeryüzünün nasıl bir yer olacağını görmüştür. Bir de İngiltere’nin Hayvanları adlı bir şarkının ezgisini duymuştur. Şarkı hayvanların içine müthiş bir coşku salar ve hep birlikte söylerken tüm çiftlik inler ama maalesef Bay Jones uyanır ve tüm çiftlik uykuya döner. Ertesi gün Koca Reis ölür fakat herkeste bir farkındalık yaratmıştır. Hayvanların en zekileri olarak bilinen domuzların ve onlardan da en yeteneklileri olan Snowball ve Napoleon’a eğitme ve örgütlenme işi verilir. Yoğun toplantılar sonucu ayaklanmaya karar vermişler ve bir gün Bay Jones’un hepsini aç bırakması ve birkaç işçinin hayvanları kırbaçlaması sonucunda isyana geçerler. Ayaklanma başarıyla sonuçlanır. Bay Jones çiftlikten kovulmuştur ve artık Hayvan Çiftliği olmuştur. Domuzlar uzun çalışmalar ve toplantılar sonucu Koca Reis’in de bahsettiği temel ilkelerini belirlemiş ve yedi emir altında toplamışlardır. Tüm hayvanlar bu kuralları kabul eder.bazen zorluk çekerler çünkü çiftlikteki aletler onlara göre değildir ama zeki domuzlar hep bir çözüm bulurlar. Doğrudan çalışmayan domuzlar sadece işi yönetme kısmında vardır ama onlar hariç herkes çalışmaktadır. Sadece kısrak Mollie sabahları erken kalkamıyor, yaşlı eşek Benjaminde uyuşuk ve dik kafalılığını sürdürüyor ve kedi bir iş çıktığında genelde ortadan kayboluyordu. Snowball’un yaptığı resmi bayrakları her Pazar göndere çekiliyor, hayvanlar toplanıyor ve gelecek haftanın işleri konuşulup tartışılıyordu. En ateşli konuşmacaları Snowball ve Napoleon’du; açıklamalar ise Squealer adlı bir domuz tarafından yapılıyordu. Herkes olup bitenleri duymuştu. Diğer komşu çiftliklerin hayvanlarına ulaşılıp ayaklanmanın öyküsü anlatılıyor ve İngiltere’nin Hayvanları şarkısı öğretiliyordu. Öteki çiftliklerin sahipleri ise bu durumdan nasıl yararlanacaklarını düşünüyorlardı. Komşu çiftliklerden olan Foxwood’un sahibi Bay Pilkington ile Pinchfield Çiftliği’nin sahibi Bay Frederick de birbirleri ile hiç anlaşamıyorlardır ve Napoleon bundan faydalanmasını bildi. Bir gün Jones, adamları ve diğer çiftlik sahipleri Jones’un çiftliğini geri almak için baskın yaptılar ve aralarında müthiş kanlı bir savaş çıktı. Sonucunda zafer hayvanlarındı. Snowball ve Napoleon arasında sorunlar çıkıyordu; Snowball yel değirmeni yapmayı kararlaştırdı çünkü bu sayede işleri kolaylaşacak ve üç gün çalışacaklardı. Napoleon buna karşı çıktı ve kendi eğittiği köpekleri saldırtarak Snowball’un çiftlikten kaçmasına sebep oldu. Artık başta Napoleon vardı. Yel değirmeni çalışmaları başladı; koca bir yıl köle gibi çalıştılar ve kendilerini rahat bir gelecekle avuttular fakat yel değirmeni saldırı sonucu yıkıldı. Aynı zamanda Napoleon çiftlikte kuralları değiştiriyordu ve her konuşmasıyla çiftlik hayvanlarını ikna edip kendine bağlıyordu. Domuzlar yavaş yavaş Jones’un evine yerleşip diğer hayvanlara göre daha lüks yaşama geçmişlerdi ve diğerleri kendi aralarında itiraz edecek olsa da domuzların mutlaka bir açıklaması vardı. Zamanla artık her şey değişmişti ve artık kimse Napoleon’ un çiftlik evinin bahçesinde piposuyla dolaşmasına, Bay ve Bayan Jones’un kıyafetlerini giyinip hem şaşaalı hem eğlenceli bir hayat yaşamalarına şaşırmıyorlardı. Bir akşam çiftliğe gelen çiftçiler her şeye özellikle yel değirmenine hayran kalmışlardı. Akşamleyin kahkahalar şarkılar yükselirken diğer hayvanlar evin bahçesinden gizlice izlemeye başladılar. İlk kez hayvanlar ve insanlar eşit koşullara gelmişti. Bay Pilkington masada esprisini patlattı: “Sizler aşağı kesimlerden hayvanlarınızla uğraşmak zorundaysanız bizlerde bizim aşağı sınıflardan insanlarımızla uğraşmak zorundayız.” Kahkahalar havada uçuşurken birden her şey tersine döndü ve onlar kavga ederken dışarıdaki hayvanların düşündüğü tek bir şey vardı; artık domuzlar ve insanların yüzleri arasında bir fark kalmamıştı.

             İngiliz edebiyatının önde gelen isimlerinden olan George Orwell, politikanın bu yüzünü hayvanlar üzerinden herkesin anlayabileceği şekilde sunuyor bize eseri. Kitap, yazıldığı dönem itibarı ile 1940’lardaki sosyalizmi ve Stalin yönetimini eleştiriyor. Bu yüzden kitapta geçen hayvan karakterler Stalin dönemindeki kişilere benzetilmiştir. Bu zekice yazılmış hicvi bir tek bu açıdan ele almak elbette yanlış olur. Eleştirmenlerin de dediği gibi; “Hayvan Çiftliği bir devrimin trajedisidir.”  Hayvanların devrim yaptıkları bu modern fabl hikâyesi, birçok ülkede sansüre uğramış, İngiltere ve Amerika’ da engellenmeye çalışılmış ve bazı bölümlerde cümle değişikliğine bile uğratılmış olmasına rağmen yine de içeriğinden, gerçek anlatmak istediğinden uzaklaştırılamamıştır. Bu yönüyle Orwell’ın en iyi yapıtlarından biri olarak kabul edilmiştir. Hicvin belki de zirve noktası olan bu roman zamansız kitaplardan biridir. Geçmişte de vardır bu durum, şimdi de devam etmektedir ve gelecekte de daima olacaktır.

             Okuyacaklara şimdiden iyi okumalar dileyerek yazımızı kitaba damga vuran bu cümleyle bitirelim; “Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir.”

İlayda İNCE

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir