Beslenme ve Diyetetik

BAĞIRSAĞIMIZIN KÜÇÜK KAHRAMANLARI: PROBİYOTİKLER

İnsan vücudunda 1014 bakteri olduğunu biliyor musunuz? Bağırsaklarımız vücudumuzun ikinci beyini kabul edilmesindeki sır nedir? Sizce bu bir sır mı yoksa bu etkinin arkasındaki oyuncular hakkında bilginiz var mı? Doğduğumuz andan itibaren birçok bakteri ve diğer mikroorganizmalar vücudumuzun farklı bölgelerinde kendilerine uygun bölümlerde konaklamaya başlamaktadır. Her organımızın kendi içerisinde barındırdığı mikroorganizma türleri birbirine kıyasla farklılık gösterir. Her organda farklı sayıda mikroorganizma vardır. Mideden kalınbağırsağa gittikçe mikroorganizma sayısı artmaktadır. En fazla mikroorganizma kalın bağırsak da bulunduğu için vücuttaki metabolik olarak en aktif olarak organdır. Bugünkü konumuz bağırsaklarda yaşan küçük dostlarımız. Bağırsaklardaki mikroorganizma topluluğuna bağırsak mikrobiyatası denir. Mikrobiyatada 100 trilyon hücre yaşar bu demek oluyor ki insan genomundaki gen sayısının 100 katına eşit hücre barındırıyor mikrobiyotamız. Mikrobiyotamız doğumdan itibaren şekillenmeye başlar. Mikrobiyota sağlığına anne sütüde içerisindeki prebiyotik ve probiyotik özellikleriyle katkı sağlamaktadır. Beslenmemiz aslında mikrobiyata profilimizi oluşturur. Beslenmenizde çeşitlilik sağlamazsanız mikrobiyotada tek bakteri türünün hakim olmasına neden olabilirsiniz. Bu aşamada hangi diyeti uyguladığınız önem kazanır. Mesela yüksek yağlı diyetler mikrobiyatanızda yağ seven bakterileri artırırken karbonhidrat seven bakterileri azaltmaktadır. Eğer siz besin çeşitliliğini ve lifli beslenirseniz mikrobiyatada çeşitliliğe katkı sağlarsınız. Eğer beslenmemizde fastfood ve şeker içeren kimyasal ürünler mikrobiyatada zararlı bakterilerin sayısının artmasına neden olur. Ayrıca paketli ürünlerdeki katkı maddeleri de yararlı bakteriler üzerinde olumsuz etkiye sahiptir. Bu yüzden sağlıklı bir mikrobiyotaya sahip olmak istiyorsak Akdeniz tipi beslenmeyi benimsemeliyiz.

PREBİYOTİKLER

Mikrobiyota kompozisyonuna ya da aktivitesine yararlı etkileri olan fermente olabilen bileşiklerdir. Aslında prebiyotikler bağırsaklarımızda yaşayan yararlı bakterilerin besinleridir. Prebiyotikler kısmen sindirilebilirler, asit ve safra asidine karşı dayanıklıdır. Prebiyotik tüketimi magnezyum, kalsiyum gibi mineral emilimini artırmaktadır. Kolon kanserine karşı koruyucudur. Muz, enginari soğan, sarımsak, çilek, domates, yulaf, arpa, badem, ceviz, hindiba, yer elması doğal prebiyotik besinlerdir.

PROBİYOTİKLER

Probiyotikler, bağırsak mikrobiyotasında yaşayan canlı mikroorganizmalara probiyotik denir. Probiyotikler besinlere de eklenebilir. Probiyotikler prebiyotikleri fermente ederek yaşamlarını sürdürmektedirler. Probiyotik bağırsak sağlığımız için çok önemli bir yere sahiptir. Probiyotikler hastalık yapıcı mikroorganizmalara karşı koruyucu mikroorganizmalardır. Ayrıca probiyotikler bağırsak hareketlerini hızlandırmaktadır. Probiyotikler bağırsak sağlığını etkilediği için bağırsaktan emilen besin ögelerini de etkilemektedir. Sindirim sisteminin ve diğer sistemlerin fonksiyonel işlevlerini yerine getirebilmesi için bağırsaktan emilen besin ögelerine ihtiyacı vardır. Normal bir mikrobiyota florası için probiyotiklerimize iyi bakmalıyız.

Kaynakça:

Çağlayan A.T., Genç A. (2020) Obezite:Egzersiz, stres, bağırsak mikrobiyotası ve duygusal yeme. Ankara. Gazi kitapevi

Derleyen Sümerya İşmarcı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir