Toplumsal Konulu Yazılar,  Yaşam Tarzı

FARELER VE İNSANLAR

“İnsan olmak kolay değildir, hele ki ‘insanca’ yaşanabilecek bir toplum düzeni yoksa!” İnsan olmanın tek başına bile zor olduğu bir dönemde sürekli dayatılan bir hayatı yaşamak zorunda kaldığınız bir toplum düşünün. Sınıflara ayrılan, gerçekle yalanın iç içe geçtiği, herkesin kendi fikrini tıpkı bir kanunmuşçasına savunduğu ve adaletin geciktiği bir toplum. İşte bu toplum düzeni insanca yaşanabilecek bir toplum düzeni değildir. Bunu düzeltmek için, kolay olmadığı halde gerçekten insan olabilmek için belki de bir şeylerin değişmesi gerekiyordur.

             George Milton ve Lennie Small adlı iki dostun öyküsünü okuyoruz kitapta. Birbirinden oldukça farklı karakterlere sahiptirler; George, zeki ama güçsüz ve kısadır, Lennie ise oldukça güçlü ve uzun olmasına rağmen akli dengesi biraz bozuktur ve George’nin yönlendirmesiyle hareket eder. Bu iki dost para biriktirip hayallerini gerçekleştirmek; kendilerine ait küçük bir yer alarak birilerinin emrinde çalışmaktan kurtulmak isterler. Fakat önlerindeki büyük bir engel vardır ve bu engel Lennie’nin ta kendisidir. Çünkü Lennie yumuşak şeylere dokunmayı çok sever ve bu adeta tutku ve takıntı halini almıştır fakat akli dengesi tam olarak yerinde olmadığı için gücünü kontrol edemez. Niyeti kötü olmasa bile fazla güç uygulayarak dokunduğu şeylere zarar verir; fareler gibi. Bu yüzden George ve Lennie’nin başları beladan kurtulmaz. En son geldikleri çiftlikte de hayallerini devam ettirip, biraz para biriktirip buradan gitmek niyetindedirler. George Lennie’ye hiçbir söze karışmamasını tembih eder ve geldikten sonra da özellikle patronun oğlu Curley’in karısıyla konuşmamasını söyler çünkü kadın erkekler arasına kötü bir üne sahiptir ve Curley oldukça asi ve had bilmez birisidir. George, Lennie için çiftlikte yavrulayan bir köpeğin yavrusunu ister, tıpkı ona gelmeden söz verdiği gibi. Günler böyle geçerken bu hayale çiftlikteki ihtiyar Candy de para katarak dahil olur. Paraları artmıştır ve hayallerine ramak kalmıştır artık fakat işler istenildiği gibi gitmez. Lennie yavru köpeği okşarken yine farkında olmadan fazla güç uygulayarak yavruyu öldürmüştür. Ne yapacağını bilemez halde kendi kendine söylenirken Curley’in karısı gelir yanına. Onunla konuşmak isteyen kadına karşı çıkar başta Lennie, onunla konuşmaya yanaşmaz çünkü George konuşmamasını söylemiştir ve onun kızmasını istemez. Kadın vazgeçmez ve konuşmaya başlar. Anlatır da anlatır ve sonunda ölü yavruyu fark eder. Başta biraz ürkse de yanlışlıkla olduğunu duyunca rahatlar fakat büyük bir yanlış yapar. Lennie ona yumuşak şeylere dokunmayı sevdiğini söylemiştir ve o da saçının yumuşacık olduğunu söyleyerek ona okşatır. Sonra çekilmeye kalkışsa da başarılı olamaz ve bağırmaya başlar ama her şey için çok geçtir. Paniğe kapılan Lennie saçları bırakmaz ve kadını susturmaya çalışır fakat her zamanki gibi yine oldukça fazla güç kullanır. Kadını öldürür. Çok korkan Lennie kaçar ve George’nin eğer kötü bir şey yaparsa beklemesi gerektiğini söylediği yere giderek orada saklanır. Kadını ölü halde bulan Candy olur ve Goerge’ye gösterir. İkisi de hemfikirdir; bunu Lennie yapmıştır. George suçlu gözükmemek için odasına gider ve kadını herkesle beraber görmüş gibi yapar. Herkes Lennie’nin yaptığını düşünüyordur ve başta Curley olmak üzere onu aramaya çıkarlar. George’ye de suçsuz oluşunu ispat etmek için onlarla gelmesini söylerler ve o da herkesle beraber Lennie’yi aramaya çıkar. George’nin kara zamanı gelmiştir. Lennie’yi koruyup buna göz mü yummalı yoksa onu yakalayıp Curley’e mi vermelidir? George ikisini de yapmaz. Lennie’yi söylediği yerde bulur, onun yanına gider ve ona kızmadığını söyleyerek teselli etmeye başlar. Bir yandan ona hayallerini anlatırken bir yandan odadan alıp yanında getirdiği ve ona ait olmayan silahı çıkarır. Birkaç kez tereddüt etse de namlu Lennie’nin ensesindedir artık. Ve kitap burada, Lennie’nin George tarafından trajik bir şekilde öldürülmesiyle sonlanıyor.

               Pulitzer ve Nobel Edebiyat Ödüllü yazar John Steinbeck’in kalemi çoğunlukla işçi yaşamı ve toplumsal sorunları yansıtıyor. ‘Fareler ve İnsanlar’ da, insanın yalnızca insanla değil aynı zamanda toplumla ilişkisini de gözler önüne seriyor. Çıkarsız dostluk ve umudun yanı sıra efendi-köle ve ırkçılık gibi konulara da değiniyor. Ayrıca eserlerinde Büyük Buhran dönemini yansıtan yazarın kitapları, MEB tarafından 100 Temel Eser’e de dahil edilmiştir. Eser, 1992 yılında “Of Mice And Men” adıyla beyaz perdeye uyarlanmış ve orijinaline sadık kalınmıştır. Şimdiden iyi okumalar ve iyi seyirler!

İlayda İNCE

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir