Edebiyat

Savaş Sanatı

“Savaş bir ülkenin baş sorunu, ölüm kalım yeri, var olma ya da yok olma yoludur; muhasebesiz olmaz.” Bu muhasebeyi de zekayla yaparız elbette. Fiziksel eylemden ziyade zekayla alt edilmelidir önce düşman savaşta. Böylece galip gelme şansı artar. Yazarın asıl stratejisi de budur zaten. “En iyi zafer savaşmadan kazanılan zaferdir.”

Savaş Sanatı, yazılı tarihin en eski ve en önemli stratejik eserlerinden birisidir. Eserin geçmişi Çin’in Savaşan Beylikler dönemine (M.Ö. 403-221) kadar uzanıyor. Song Hanedanı döneminde bütün askeriyenin atası olarak değerlendirilmiştir ve Çin’in Yedi Askeri Klasik’i arasında en önemlilerdendir. Japonya’da üzerine birçok çalışma yapılmıştır. Ayrıca Batı’da da en önemli strateji eserlerinden biri olmuştur. Yani insanlık tarihinin en eski, üzerinde en çok araştırma yapılan ve tartışılan eseridir Savaş Sanatı.

Kitabın orijinali yaklaşık 2700 Çince imden oluşmaktadır ve kitapta savaş konusunda izlenmesi gereken adımlar, 13 farklı bölümde, 13 farklı açıdan tek tek ele alınmıştır; arazi çeşitleri, casus kullanımı, konumlanma, savaş taktikleri, güç, harekat ve komutana düşen görevler gibi.

Savaş, strateji ve düşman kelimelerinin sıklıkla karşımıza çıkmasına rağmen iş hayatına ya da sosyal hayata kolayca evrilmeye oldukça müsait çünkü kitap savaş kitabı olmasından öte liderlik, zorlukla mücadele, kendini ve karşındakini iyi tanıma gibi hayatın içinden kavramlarla çıkıyor karşımıza.

Eser iki bin yıl önce yazılmış olmasına rağmen zamansız bir kitap. Her çağda, o çağın gerekliliklerine göre yorumlanabilir. Bu yönüyle felsefi bir tarafı da vardır. Öyle ki günümüz modern dünyasında liderlik ve durumu yönetme algısını geliştirdiğinden dolayı sosyal hayattan ziyade, iş hayatına daha çok uyarlanıyor. Bu yüzden CEO’ların önermiş olduğu okuma listelerinde de sıkça rastlıyoruz kitaba. Yani zamansız olmasının yanı sıra evrenseldir de kitap.

Kitabın yazarı Sun Tzu hakkında sahip olduğumuz bilgiler oldukça kısıtlıdır fakat bilinenler şöyledir; Sun Tzu M.Ö. 6. yy.’da (doğum ve ölüm tarihi tam olarak bilinmemektedir) Wu Devleti’nde yaşamış ünlü Çinli savaşçı ve komutan, askeri bilge ve filozoftur. Savaşı gerçekten de sanata çeviriyor yazar. Öyle ki savaş aslında kendini bilmek, karşındakini bilmek ve içinde bulunduğun şartları değerlendirmekten ibarettir.

“Karşındakini ve kendini bilen hiçbir savaşta tehlikeye düşmez; karşısındakini bilmeyen, sadece kendini bilen bir kazanır, bir kaybeder; karşısındakini de, kendini de bilmeyen her savaşta mutlaka tehlikeye düşer.” diyor yazar. Yani aslında savaş yoktur. Taktikler ve stratejiler vardır ve tabi bunun muhasebesini yapmalıdır insan.
Peki bu kitabı böylesine ölümsüz ve evrensel yapan nedir sizce? İnsanın mücadelesi mi hep aynı kalıyor yoksa dünya mı hiç değişmiyor?

İlayda İNCE

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir