Gastronomi

FÜZYON MUTFAĞI (FUSİON CUİSİNE)

Dünya’da ”Fusion Cuisine” olarak bilinen Türkçe’ye Füzyon mutfağı olarak geçen bir teknikten bahsedeceğim bugün. Füzyon, kelime olarak karışma, birleşme anlamına gelir. En kısa haliyle, füzyon mutfak için, farklı mutfak kültürlerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş bir teknik diyebiliriz. Tabii bu birleşim sadece yemekleri karıştırarak olmuyor. Bir ülkenin geleneksel yemeğini diğer bir ülkenin geleneksel pişirme yöntemiyle yaparak da ortaya bir iş çıkartabiliriz.

Füzyon mutfaktan kastımız, dünya mutfaklarını bir araya getirerek ortaya nispeten yeni ve güzel şeyler çıkarmak. Bir örnekle açıklamam gerekirse kendi mutfağımıza ait bir yemeğin Uzakdoğu’ya ait pişirme teknikleriyle pişirilip üstüne Fransız soslarını ekleyerek sunarsak ortaya füzyon mutfağı çıkar. Durum böyle olunca ortaya garip yemek isimleri çıkabiliyor örneğin körili dondurma, pestolu sütlaç ya da acılı çikolata. İlk kez duyulduğunda zihinde kötü bir tat izlenimi oluştursa da doğru teknikler kullanılarak yapıldığı zaman ortaya gerçekten kaliteli işler çıkabiliyor.

Şeflerin en sevdiği tekniklerden biridir füzyon mutfağı. Çünkü insanı sürekli yeni şeyler denemeye iten ve hayal gücünün sınırlarını zorlayan bir mutfak. Tabii ki yaratıcılık kadar beceri de çok önemli aksi takdirde ortaya korkunç sonuçların çıkması çok olası. Şefleri ne kadar mutlu etse de yiyenler için aynı şeyi söylemek pek mümkün olmayabiliyor. Çünkü füzyon mutfağında ortaya çıkan tabaklar genellikle çok küçük porsiyonlarda servis edildiği için misafirler doymadan masadan kalkabiliyor ve özellikle bizim gibi yemeğe düşkün olan milletler için pek iyi bir durum olmuyor. Bir de, füzyon mutfağından tabaklar sunan restoranlarda bu tabaklar her zaman için menüdeki diğer lezzetlerden biraz daha ‘el yakan’ cinsten oluyor. Açıkçası, gurme değilseniz ya da yeni tatlar peşinde koşan bir insan değilseniz ‘az yiyip çok ödemek’ akıl karı gelmiyor.

Aslında füzyon, yemeğin bir anlamda küreselleşmesidir. Bu açıdan bakıldığından, Türk mutfağının kapıları yüzyıllardır füzyon mutfağına açıktır zaten. Yani söylemeye çalıştığım şey şu, Osmanlı Devleti çok uluslu bir devletti aynı zamanda çok uluslu olduğu için bir çok farklı türde mutfağı içinde bulunduruyordu bu yüzden taaa Osmanlı döneminden beri füzyon mutfağına önderlik ediyoruz. Öte yandan, yeme kültürünün küreselliği artık tartışma götürmez olduğu için, evlerimizde de füzyon tekniklerini her zaman uyguluyoruz. Mesela evinizde yemek yaparken köyden getirdiğiniz tereyağıyla kavurduğunuz tavuğunuza köri eklediğiniz zaman hoşgeldiniz artık ufakta olsa füzyon mutfağını uygulamış bir şefsiniz, tebrik ederim. Tabii ki bu işin şakası ve çok ufak bir örnek ama çoğu zaman farkında olmadan evlerimizde yapıyoruz bu işi.

Sonuç olarak şöyle söylebilirim, sizi kolayca ön yargıyla yaklaştıracak bir mutfak olsa da ortaya her zaman kötü şeyler çıkmıyor. Mutfakta asla her şeye ön yargılı olmayın en azından bir şans verin.

Alihan Ceylan

                             

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir