Beslenme ve Diyetetik

BİTKİ ÇAYLARI VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR

Bitkiler yüzyıllardır beslenme, sağlığı koruma ve çeşitli hastalıkları tedavi etme başta olmak üzere farklı amaçlarla insanlar tarafından kullanılagelmiştir.
Bazı bitkilerin yaprakları, meyveleri ve çiçekleri çay olarak kullanılır. Bunlar doğadan toplanıp kurutularak doğrudan kullanıldıkları gibi toz haline getirilip kağıttan yapılan servislik poşetler içinde de pazarlanmaktadır. Nane, kekik, kuşburnu gibi bazı bitkiler taze olarak da kaynatılıp çay gibi içilir. Bitkisel çaylar bileşimlerinde bulunan uçucu yağlar, antioksidan özelliğe sahip flavonoidler ve diğer bileşikler nedeniyle sağlığa yaralı olarak kabul edilir. Ancak bunların bazılarının aşırı kullanımı zararlı etki gösterebilmektedir. Örneğin, sinameki çayı bağırsak çalıştırıcı ve güçlü laksatif olumlu etkisinin yanında fazla tüketimi ishale neden olabilir.

”Bitkiler ilaç değil ki ne zararı olacak?” gibi söylemler halk tarafından oldukça sık kullanılarak doğru yanlış, nasıl kullanılması gerektiği bilinmeden kullanımı teşvik ediliyor. Halbuki hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların büyük bir kısmı bitkilerden oluşuyor. Dünya Sağlık Örgütü, dünya nüfusunun yaklaşık olarak yüzde 80’inin kullandığı ilaçların bitkisel kaynaklı olduğunu belirtiyor. Hal böyleyken bitkileri yalnızca doğal olması sebebiyle sınırsız bir şekilde tüketmek kulağa çok da mantıklı gelmiyor!

Bireyler kışın güneş ışığına daha meyillidir, bu bir nevi fototerapidir. Aynı zamanda beslenme de değişir. Kışa girerken de bağışıklık sistemi güçlü olmalıdır. Bu amaçla, grip ve nezleden astım ve zatürre ataklarına, ateş, aksırık ve öksürük tablolarına karşı zencefil, ekinezya gibi bitkisel destekler, beta-glukan içeren ürünler, çinko, C vitamini, N-acetyl cystein preparatları gibi çok alışık olmadığımız ürünlerle immun sistem fizyolojisi güçlendirilmeye çalışılır.

Sıklıkla kullanılan bitki çaylarından;
adaçayının idrar söktürücü, antiseptik,
ıhlamurun idrar söktürücü, göğüs yumuşatıcı, antioksidant,
kuşburnu çayının barsak çalıştırıcı, sakinleştirici soğuk algınlığını azaltıcı, antioksidant
papatya çayının gaz giderici
rezene çayının genel olarak hazımsızlık, mide ağrısı, gaz ve sindirime bağlı diğer problemleri giderici,
anason çayının gaz söktürücü, mideyi güçlendirici ve öksürüğü yatıştırıcı, gibi sağlığa yararları etkileri olduğu bilinmektedir.

Hamilelerin Dikkat Etmesi Gereken Bitki Çayları!

Hamilelik döneminde kadınların çoğu zencefil, ıhlamur, papatya, rezene, kuşburnu, normal çay, yeşil çay ve meyve çaylarını bulantı gidermek için (zencefil), sıvı ihtiyaçlarını gidermek için, sakinleştirici özelliklerinden faydalanmak için (rezene) veya lohusalık döneminde süt yapımını artırmak için (papatya, rezene, ısırgan otu çayları) kullanmaktadırlar. Bu sayılanlarda günlük miktar iki fincanı aşmadığı sürece sorun yok gibi görünmektedir.

Oysa ki ismi masum gözüken ve bize aşina olan çeşitli bitki çayları, örneğin adaçayı, sinameki, fesleğen, keten tohumu, ahududu çayı gibi çaylar sıkça tüketildiğinde düşük yapma riskini, gebelikte kanama riskini ve rahim kasılmalarını artırarak erken doğum yapma riskini artırabilmektedir.Ahududu çayının doğum kasılmalarını başlatıcı etkisi yüzyıllardan beri bilinmekte ve ebeler tarafından bu çay gecikmiş doğumları başlatmak için kullanılmaya devam etmektedir.

Bir diğer dikkat edilmesi gereken nokta da bitki çayının demlenmesi. Demleme sıcaklığının çayın antioksidan aktivitesi üzerine etkisinin incelendiği bir çalışmada, 70°, 80°, 90° ve 100°C ile karşılaştırıldığında en yüksek antioksidan aktivitenin 80°C’de gözlendiği bildirilmiştir. Poşet çayın ekstraksiyonu, genel olarak önerildiği şekilde, taze kaynatılmış sıcak su içerisinde 5 dakika demlenerek gerçekleştirilmiştir. 5 dakikadan uzun süre demlenmemeli, demlerken üzeri mutlaka kapatılmalıdır.

Yaşa, cinsiyete, alerji veya kronik bir hastalığın varlığı gibi durumlara  göre herkes her bitki çayını tüketemez. Kulaktan duyma bilgiler ile, şu bitki bu rahatsızlığa iyi geliyormuş diyerek bitkileri kaynatıp fincan fincan tüketmek beraberinde birçok rahatsızlığı da meydana getirecektir. Kaynatılan ya da demlenen bitki çaylarının iki saat içinde tüketilmesi önemli çünkü uzun süre bekletilen bitki çayları yarardan çok zarar verebilir.

Bitkisel çay tüketim miktarının, karışımının ve tüketme sıklığının bir uzman tarafından önerilmesi gerekir. Lütfen komşunuzun önerilerine uyup da sağlığınızı riske atmayın! Bitkilerin etkisi küçümsenemeyecek kadar büyüktür.

  Dyt. Sema Nur İlhan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir