Pedagoji

Maria Montessori

Montessori kavramını duydunuz mu hiç? Duymadınız mı? Panik yok.. Bunu anlatmak için buradayım. Montessori aslında hepimizi ilgilendiren bi eğitim biçimi. Çünkü çocukların eğitilmesinde kullanılan önemli bir yöntem. Hepimiz içimizde birer çocuk barındırıyoruz sonuçta değil mi? Peki nasıl ortaya çıktı bu kavram? Hadi bir bakalım.

Maria Montessori 31 Ağustos 1870’te Roma yakınlarında İtalya’da doğdu. Ailesi, Maria’nın okumaya gittiği Roma’ya taşındı. O zamanlar bu çok özeldi: sonuçta kızlar okumuyordu! 1896’da Maria Montessori, İtalya’nın ilk kadın doktoru oldu. 1898 ve 1904 yılları arasında öğrenme güçlüğü çeken çocuklarla çalıştı. Bu çocuklar için pedagojik bakımın, tek başına tıbbi bakımdan daha önemli olduğu inancına vardı. Yöntemiyle başarılı oldu ve kaynaştırma eğitiminde başarıyla uyguladı. Daha sonra psikoloji ve pedagoji okumaya gitti. 1907’de kasıtlı olarak okul değil ev olarak adlandırılan ilk “Casa de Bambini” yi kurdu. Maria Montessori, çocuklarla ilgilenme deneyimlerine dayanarak eğitim yöntemini geliştirdi. Başarısı, Montessori okullarında uygulanan eğitim ilkelerine dünya çapında bir ilgi uyandırdı. 1911’den itibaren tamamen pedagojik ilkelerinin daha da geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasına odaklandı. Tüm dünyayı dolaştı ve sonunda Hollanda’ya yerleşti. Çeşitli eserler ve yayınlar yazdı ve dersler verdi. 6 Mayıs 1952’de Noordwijk’te öldü.

Maria Montessori’nin yetiştirme ve eğitim vizyonu tek bir kavramla tanımlanabilir: çocukların “kendi kendine eğitim”i ve “bağımsızlığa giden yol”.. Montessori, çocuğun yetişkinliğe doğru gelişiminde kendisine rehberlik ettiğine inanır. Çocuğun etrafındaki yetişkinler, sözde “hazırlanmış ortamı” kurarak ve doğru zamanda doğru öğrenme zorluklarını sunarak bu süreci desteklemek ve mümkün kılmakla görevlidir. Buna ek olarak, her çocuğun, “Kendim yapmama yardım et!” diyerek kelimelere döktüğü bir bağımsızlığa ihtiyacı vardır. Geleceğe doğru bir gelişim yolu olarak çocukların kendi kendine eğitimi, bir Montessori okulu olarak tamamen onaylanan bir vizyondur.

Bir Montessori okulunu kısaca çok şey öğrenebileceğiniz, bunun yapılma şeklinin çok önemli olduğu bir okul olarak tanımlayabilirsiniz. Yenilik geleneğinde, Montessori eğitimi her zaman şu soruyu sormak zorundadır: ‘Bir şeyleri yaptığımız gibi, iyi yapıyor muyuz?’ Pratikte bu, Maria Montessori’nin pedagojik amaçlarına sadık kaldığımız, ancak eğitimimizde önemli olan yeni unsurları eklemekten de çekinmediğimiz anlamına gelir. Bunun, çocukların bağımsız olarak çalışabileceği şekilde yapıldığından emin oluyoruz.

Bu konuda benim görüşlerime gelecek olursak, bu eğitim şeklini kesinlikle destekliyorum. Ve hatta ileride bir çocuk merkezi açacak olursam Montessori eğitimini uygulamayı düşünüyorum. Çocukların kendi hakları ve özgürlükleri olduğunu unutmamak gerekiyor. Bir çocuğa gerçekten yardıma ihtiyacı olduğunda yardım etmek hem özgüvenini , hem de dikkat becerileri, ince kaba motor becerileri ve sorumluluk duygularını geliştirir. Bunun yanı sıra Montessori eğitimini uygulayan okullarda karma yaş uygulaması uygulanır. Böylelikle büyük çocuklar küçük çocuklara çalışma sunumları yaparak liderlik ve yardımseverlik özelliklerini geliştirirler. Küçük çocuklar ise büyük çocukları gözlemleyerek daha hızlı öğrenebilirler. Böylelikle saygı ve sevgi içerisinde bir topluluk oluştururlar.

Sıla Zeynep ALTUNAY

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir