Sinema

FİLMLERİ İNCELİYORUM #5

Nuri Bilge Ceylan’ın “İklimleri”

İnsanlar basit nedenlerle mutlu, daha da basit nedenlerle mutsuz olacak şekilde yaratılmıştır. Aynen basit bir nedenle doğmaları ve daha da basit bir nedenle ölmeleri gibi… İsa ve Bahar, ruhlarının sürekli değişen iklimlerinde artık kendilerine ait olmayan bir mutluluğun peşinde sürüklenen iki yalnız ruhtur.

Ana Karakterler ve Konu : Filmin ana karakterleri Bahar ve İsa’dır. İsa, bir üniversitede sanat tarih hocasıdır. Orta  yaşlarda, fazla  yapılı  olmayan uzun boylu bir karakterdir. Aynı zamanda Bahara karşı yalan söyleyen, çevresindeki insanları pek ciddiye almayan, aşk hayatı açısından da değişken bir kişiliğe sahiptir. İsa’nın asıl üzerinde durulduğu nokta; kendisini boşlukta hissetmesi ne yapmak istediğini kendisinin bile bilmemesidir. Özellikle aşk  konusunda  ne yana gitmesi gerektiğini kimi sevmesi gerektiğini bilmemekte bu sebeple de hayatında bocalamaktadır. Bu da İsa karakterinin değişken yapısından kaynaklanmaktadır. Bahar ise; bir dizi şirketinde çalışan, orta boylu, mutluluğu arayan bir karakterdir. Mutluluğu İsa’da bulduğunu sanar fakat İsa’nın sorumsuzca ve yapmacık tavırları Bahar’ın mutsuzluğunu daha da körüklemektedir. Bu sebeple, o da bir bocalama evresi içerisindedir. İsa’nın bu değişken tavrı onun da aldığı kararları etkilemektedir. İsa’ya defalarca şans vermiştir ama İsa her defasında yalan söylemekte ve Bahar’ı umursamamaktadır. Bu da filmin kaderini ve konusunu oluşturmaktadır.

Farklı bölgelerin kendine has iklimleri olduğu gibi, ruhların da kendi iklimleri vardır.Üstelik değişmek için mevsimlerin dönüşünü beklemeyen, anlık değişimler bile gösterebilen iklimler.
İsa ve Bahar, çalkantılı ruhlarının farklı iklimlerinde ortak bir mutluluğu paylaşamamaktadırlar.

Mimar olan İsa ile televizyonda çalışan Bahar, iki farklı iklimin yaşandığı Kaş ve Ağrı’da, birbirini takip eden süreçlerde bir araya gelirler. Kaş, güneşin kuytuda tek bir bilinmeyen bırakmayan parıltılı hali ile, Ağrı ise soğuk ve kardan sıkı sıkıya örtülen bedenlerin aksine, kar beyazının aydınlığı ile, gerek hayatlarında gerekse ilişkilerinde hiçbir bilinmeyen bırakmayacaktır.

Ceylan çiftinin oyunculuk kararına değinmek gerekirse; Ebru Ceylan olabildiğine başarılı ve Nuri Bilge Ceylan da aynı ölçüde donuk ve yapay. Fakat belli ki hesaplanmış bir sonuç ortaya çıkıyor ve yönetmenin kısıtlı aktörlük becerileri yarattığı karaktere hizmet ediyor.

Ceylan, İklimler’i kadın erkek ilişkileri üzerine bir film olarak tasarladı mı bilemiyorum. Bana kalırsa, filme bu açıdan bakmaya çalışmak boşuna olur. Ortada gerçekten güvenilmez, bencil ve antipatik bir erkek karakteri var. Üç mevsim boyunca devam eden öykünün ilk kısmını oluşturan yaz mevsiminde sevgilisi tarafından terk ediliyor. Fakat film boyunca takip ettiğimiz İsa isimli bu zavallı adam, neden terk edildiğini, neleri yanlış yaptığını, kendisiyle ilgili neleri değiştirmesi gerektiğini, hatta daha en başta değişmesi gerektiğini bile hiç anlamıyor. Bu sevimsiz karakteri Ceylan’ın kendisinin canlandırması zaten başlı başına bir cesaret işi. Oyunculuğu da bu karakterle aramıza mesafe koymak konusunda çok işe yarıyor.

İklimler filmini özellikle isim açısından incelediğimizde, bu hem filmde dört mevsimin gösterilmesi açısından bir anlam kazandırırken hem de içerik açısından baktığımızda da insanın kendi içerisinde bile değişkenlik gösterdiği, aynı iklimlerdeki zıt değişikliklerin  insanın,  içerisinde  de  olduğunu  dile  getirmektedir.  O sebeple özellikle isim bu filmin özüdür. Bu yüzden film İsa ve Bahar’ın umutsuz aşkını ve insanın değişken yapısını anlatmaktadır.

Tema: Filmin ana teması, “ İnsanların da aynı iklimler gibi değişik ve karmaşık bir yapıya sahip olmasıdır.” Yan teması ise, “ Bu karmaşıklık, mutluluğun bulunmasına da ”

”Sanat anlatılamayandır.” der bir yazar. Bu film de böyle bir şey işte. Size varolanı göstermiyor sadece kokusunu alabiliyorsunuz.

Mert KARTAL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir