Edebiyat,  Kişisel Gelişim

GURUR VE ÖNYARGI

  ‘’Gurur ve kibir kelimeleri çok kere birbirine karıştırılırsa da gerçekte başka şeylerdir. Bir insan kibirli olmadan da gururlu olabilir. Gurur daha çok kendi nefsimize duyduğumuz saygı ile ilgilidir; kibirse başkalarının bize duymasını istediğimiz saygı ile ilgilidir.’’  Günümüzde bile hala sıkça karıştırılan bu iki yargı için belki de en güzel tanımı yapmış Jane Austen bize. Ve maalesef ki artık gururdan ziyade kibir var hayatlarımızda. Dileriz gurur ve kibir birbirinden ayrılır ve geriye sadece kendimize duyduğumuz saygımız kalır. Zaten eğer bunu başarabilirsek, başkaları çoktan bize saygı duymuş olmaz mı?

  Mr. Bingley adında varlıklı bir genç Loungbourn köyü civarında ihtişamlı bir malikaneye taşınıyor ve böyle başlıyor her şey. O bölgede, mütevazi bir evde yaşayan ve beş bekar kızı bulunan Bennet ailesi bu konuyla oldukça ilgileniyor. Sessiz, kendine ait bir dünya kurmuş ve pek bir şeye karışmayan bir baba, tek gayesi kızlarını evlendirmek olan mal mülk düşkünü bir anne ve evlilikten başka hayalleri olmayan, ihtişamlı bir hayat isteyen kızlar. Büyük kızlar Jane ve Elizabeth hariç elbette.  Evde hakim olan bu düşünceye rağmen onlar gerçek aşkı bekliyorlar. Düzenlenen bir baloda Mr. Bingley, kız kardeşi ve yakın dostu Mr. Darcy ile boy gösteriyor. Bennet ailesiyle tanışan Mr. Bingley onlar tarafından çokça seviliyor ve Jane ile yakınlaşıyorlar. Kitabın asıl konusu burada başlıyor aslında çünkü asıl karakterlerimiz Mr. Darcy ve Elizabeth burada tanışıyorlar. Taşralı bir ailenin kızı Elizabeth ve soylu, varlıklı bir ailenin oğlu Mr. Darcy. Baloda soğuk davranışlarıyla dikkat çeken Mr. Darcy ve herkes tarafından sevilen Mr. Bingley’in konuşmasına şahit oluyor Elizabeth. Mr. Darcy onu beğenmediğini söylüyor ve Elizabeth önyargıyla yaklaşıyor ona. Başta ikisi de haz etmiyorlar birbirlerinden fakat ilerleyen zamanlarda işler beklenildiği gibi gitmiyor elbette. Halbuki oldukça benzer karakterlere sahiptirler. Jane ve Mr. Bingley’in yakınlaşmasından sonra sık sık karşılaşırlar. Bu sırada Elizabeth kasabaya gelen subaylardan olan Mr. Wickham’a ilgi duymaya başlar. Mr. Wickham , Mr. Darcy ‘nin babasının vaftiz oğludur aynı zamanda ve onun hakkında yanlış ve kötü bilgiler verir Elizabeth’e. Elizabeth’in onun hakkında duyduklarıyla beraber önyargısı artarken, Mr. Darcy cephesinde işler değişmeye başlar. Kendini Elizabeth’e çekilirken bulur. Başta gurur yapmasına karşın Elizabeth’e açılır Mr. Darcy fakat karşılık gelmez aşkına çünkü Elizabeth, Mr. Wickham’ın dediklerine inanmaktadır. Ayrıca ablası Jane ve Mr. Bingley’i ayırdığını düşünüyordur.  Buna karşılık olarak Mr.Darcy bir mektup yazar Elizabeth’e ve bildiği her şeyin nasıl da yanlış olduğunu gösterir. Bu mektuptan sonra Elizabeth için de işler değişmeye başlar fakat Mr. Darcy çoktan gitmiştir. Burada yolları ayrılan ikili üstünden çokta uzun bir zaman geçmeden tekrar karşılaşır. Elizabeth’in dayısı ve yengesiyle yaptığı bir gezi sırasında Permberley’e,  Mr. Darcy’nin görkemli malikanesine giderler. Tekrar karşılaşan ikili konuşmaya devam ederlerve Mr. Darcy onun dayısına ve yengesine oldukça saygılı ve ilgili davranır. Ayrıca kız kardeşiyle tanıştırır Elizabeth’i. İçinde bir umut beliren Elizabeth, kız kardeşinin Mr. Wickham ile kaçtığını öğrenir ve geziyi sonlandırmak zorunda kalırlar. O zamanlarda bir utanç kaynağıdır bu. Mr. Darcy ile birlikte olacağına bir an için inanan Elizabeth bu haberden sonra vazgeçer bütün düşüncelerinden. Elizabeth eve döndükten bir süre sonra kardeşinden haber gelir ve Wickham ile beraber eve dönerler. Kardeşinden onları bulanın ve yardım edenin Mr. Darcy olduğunu öğrenir. Artık duygularından şüphesi kalmıyor Elizabeth’in ve daha da artıyor. Kısa bir süre sonra köye geri geliyorlar Mr.Bingley ve Mr. Darcy. Bennet ailesine ziyarete geliyorlar ve Mr. Bingley ,Jane’e evlilik teklifi ediyor. Sonunda beklenen gerçekleşiyor. Mr. Darcy ve Elizabeth cephesinde de işler yoluna girer. Mr. Darcy ‘nin değişmeyen hislerine karşılık Elizabeth’de ona aşık olmuştur. Elizabeth’in önyargısı ve Mr. Darcy’nin gururu yerle bir olur aşk karşısında.

  Kitabın orijinal adı ‘’ Pride and Prejudice’’ yani ‘Gurur ve Önyargı’ dır fakat bazı yayınevlerinde ‘Aşk ve Gurur’ olarak basılmaktadır. Eser, 1796-1797 yılları arasında yazılmış ancak 1813 yılında yayımlanmıştır. İki yüzyıl önce yazılmış olmasına rağmen günümüzde hala geçerliliğini koruyan konular yer alıyor kitapta. Evlilik, kadının konumu, o dönemdeki sosyal sınıf farklılıkları ve akraba ilişkileri çok güzel yansıtılmış okuyucuya ve bu gibi konularda hala benzer düşünceler mevcut günümüzde maalesef. Bu yüzden kitabı sadece aşk romanı olarak nitelendirmek yanlış olur.

  Düşüncelerini karakterleriyle yansıtmış Jane Austen bize. Ayrıca yazarın kalemi oldukça samimi ve oldukça rahat okunuyor. Gurur ve Önyargı, Austen’in hayattayken basılan dört romanından ikincisidir. Kendi hayatına rağmen kitaplarını hep mutlu sonla bitirmiştir yazar. ‘’Pride and Prejudice’’, Romantik Yazarlar Birliği tarafından tüm zamanların en romantik kitabı olarak seçilmiştir.

   Ayrıca eser, aynı adla 2005 yılında beyaz perdeye uyarlanmış, başrollerinde başarılı oyuncular Keira Knightley ve Matthew Macfadyen yer almıştır. Uyarlamasını izlemenin okumaktan daha güzel olduğu nadir yapımlardan biri olan bu filmi izlemenizi içtenlikle tavsiye ederiz. Şimdiden iyi okumalar, iyi seyirler!

İlayda İNCE

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir