Toplumsal Konulu Yazılar

Erasmus’ta Seyahat: Budapeşte

İyi haftalar sevgili okuyucular,

Bu hafta, ‘’ Erasmus’ta Seyahat’’ başlığımızın sonuncusundayız. Son başlığımız, Budapeşte. Kasım 2017’de yapmış olduğum bu seyahatle ilgili tüyolar verip, pişmanlıklarımdan bahsedeceğim. Aranızda gitmeyi düşünenler varsa da, olabildiğince bilgilendirmeye çalışacağım. Bu gezi, benim için diğerlerinden biraz farklıydı, merak ediyorsanız okumaya devam edin.

Budapeşte gezisi, Erasmus’umda yaptığım ilk yurtdışı seyahatimdi. Açıkçası, Macaristan’a gitmek gibi bir hayalim yoktu. Önceki yazılarımı okuduysanız belki fark etmişsinizdir, gittiğim diğer ülkeler önceden görmeyi hayal ettiğim ülkelerdi. Macaristan’a gitmeye nasıl karar verdiğimi tam hatırlamıyorum ancak, sanırım yeni tanıştığım bir arkadaş grubunun, gezilerine beni davet etmeleri üzerine gaza gelip katılmayı kabul etmiştim. Zaten her şey de böyle başlamıştı aslında.

Çek Cumhuriyeti’nden otobüsle Budapeşte’ye gitmek daha uygun olduğu için gece otobüsüne biletlerimizi almıştık .Böylelikle hem para hem de zaman konusunda kazançlı olacaktık. Ben plana dâhil olduğumda zaten kalınacak hostel, gezilecek yerler ve yapmamız gereken şeyler belliydi. Seyahat edeceğim kişilerle de yeni tanıştığımız için, pek kendi görüşlerimi paylaşamıyordum açıkçası. Tahmin edersiniz ki, gezi boyunca birazcık koyun psikolojisinde olmak zorunda kalmıştım. Bu yüzden de bu gezi benim için eğlenceden çok, sıkıntı yaratmıştı.

Gezi boyunca her şey benim için olumsuz geçse de, çok fazla yer gezmeyi başarmıştım ki bu benim için çok önemliydi. Şehri kısa zamanda keşfetmek istiyorsanız, bunu için şehir merkezinde ücretsiz turlar var. Gönüllü gezi rehberleri, sizleri gruplara ayırıyor ve bütün şehri baştan sona yürürken, şehrin tarihinden, kültürel özelliklerinden bahsediyor. Tabii bu rehberliğin içinde müze gezisi tarzında şeyler yok. Sadece genel bir bilgilendirme yapılıyor diyebilirim. Her ne kadar 2-3 saat boyunca yürümek beni çok yormuş olsa da, bir gün içerisinde bu kadar çok fazla yer görmek ve Macaristan hakkında bu kadar bilgi sahibi olmak hoşuma gitmişti. Bu yüzden sizlere de tavsiye ederim.

 Şehir turundan sonra gitmemiz gereken müzeleri daha detaylı biliyorduk ve diğer günlerde bu müzeleri ziyaret ettik. Macaristan’ın mimarisine hayran kalmıştım. Zaten şehirde bulunan birçok bina Unesco tarafından koruma altına alınmış. O yüzden kesinlikle gidilip görülmesi gereken bir şehir diye düşünüyorum. Eğer tarihi yapılar ilginizi çekiyorsa, bayılacağınızdan eminim.

4 gün süren seyahatimizde, birçok yeri gezme fırsatımız olmuştu ancak maalesef çok ünlü olan Heviz Termal Gölü’ne gidememiştik. Şimdi geriye dönüp baktığımda, keşke gitseymişiz diyorum. Gezdiğim ve hayran kaldığım yerleri yazmak istiyorum, belki gitmeyi düşünenleriniz vardır: Parlemento Binası, Zincir Köprü, Balıkçı Tabyası, Buda Kalesi, Kahramanlar Meydanı, Vaci Caddesi, Szimpla Kert.

Macaristan’ın en iyi yanlarından bir tanesi çok uygun olmasıydı. En azından gittiğim diğer ülkelere oranla çok daha ucuzdu. E ucuz olunca da, daha çok müze gezebiliyor ya da daha çok şey tadabiliyorsunuz. Her ne kadar ülke uygun olsa da, yemeklerimizi genelde yerel sokak satıcılardan almaya karar vermiştik. Öyle bizim sokak satıcıları gelmesin aklınıza, sokakta olsalar bile gayet nezih ve temizlerdi. Bu yüzden, gönül rahatlığıyla yemeklerimizi yemiştik. Szimpla Kert yakınlarında, birkaç sokak satıcısının olduğu bir sokak bulmuştuk. Sokağa ahşap piknik masaları koymuşlar, çevrede yer alan ağaçları ışıklarla süslemişlerdi. Gerçekten çok güzel bir ortamı vardı. Denemek isterseniz, Goulash ve Langos ‘u yemenizi tavsiye ederim. İkisinin de tadı hala damağımda.

Yazımın sonuna eklemek istediğim bazı şeyler var.Yaşadığım şeyler sonucunda size negatif enerji göndermek ya da sizleri yanlış yönlendirmek istemem ancak Budapeşte’yi pek iyi tecrübe edemedim maalesef. Sadece şunu söylemeliyim ki, Erasmus’ta da olsanız bazen mantıklı düşünmek sizin yararınıza olacaktır. Yani benim gibi, ‘ay zaten Erasmus’a geldim, yeter ki gezeyim’ diyerek herkesin planına atlamak pek mantıklı olmuyor, aklınızda bulunsun. Onun yerine gitmek istediğiniz ülkelerin listesini çıkarmak ve yeni tanıştığınız kişilerle değil de güvendiğiniz kişilerle seyahat planı yapmak çok daha iyi olacaktır. Böylelikle bütün seyahat boyunca mutsuz ve endişeli olmaktansa şehrin tadını çıkartabilirsiniz. Umarım bu yazıyı okuyan her bir okuyucu, bir gün hayalini kurduğu yerlere gider ve orada olmanın tadını çıkartır. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın 🙂

İpek AYDIN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir