Toplumsal Konulu Yazılar

ELLERİMİZDEN KAYAN HAYATLAR: İZMİR

Geçtiğimiz 30 Ekim’de bazılarımızın merkezinde bulunduğu, bazılarımızın da kilometrelerce öteden hissettiği acı bir deprem deneyimledik. Deprem, Elazığ’dan sonra bir de İzmir’i vurdu. 14.51’de gerçekleşen deprem ülkemizde 6.6 şiddetinden başlayarak  6.9’a kadar giden bir skalada tanımlansa da aslında Birleşik Devletler Jeoloji Enstitüsü ve çeşitli Avrupa kurumlarının ölçümlerine göre aslında şiddeti 7.0’dir.Olay sonrasında paylaşılan çeşitli videolardan da zaten depremin asıl şiddetini yeterince açık bir biçimde görebiliyoruz. Şu anda açıklanmış rakama göre 83 kişiye de başsağlığı diliyorum, umarım aileleri bu travmayı en hasarsız biçimde atlatabilirler.

Düzenli olarak atladığımız ancak insan hayatına mal olduğu gerçeğini görmezden gelemediğimiz deprem gerçeği, düzenli olarak birkaç yılda bir kendisini bize acı kayıplarla yeniden hatırlatmakta. Peki neden düzenli periyotlarla kendimize bu acıları çektiriyoruz? İnsanları enkaz altından çıkarmak zorunda kalmak, bunun psikolojisini ülkece yüklenmeye kalkmak yerine yaşam alanlarını kalite standartlarına uygun yapmak bundan daha mı zor olur? Ya da gördüğü boş araziyi “yeşillik sevdasından ötürü” betonarmelerle donatan Karadenizli müteahhit tiplemesi bunu önemsiyor mu?

 Bizi veya hayatımızı asla umursamayan, tiye alan bu kişiler yanında biz neler yapabiliriz? Satın alacağımız veya kiralayacağımız evlerin zemin etütlerini, temel raporlarını incelemek ve binanın “geçerli ve güvenilir” bir hasarsızlık veya dayanıklılık testinin olması çok önemli. Bu seçenekten emin değilseniz de diğer apartman sakinleriyle bir miktar ücret ödeyerek ve güvenilir bir inşaat firmasıyla anlaşarak bu testleri kendiniz yaptırmanız mümkün. Peki tüm bunlar tamam olsa bile bir deprem esnasında ne yapıyor olmalısınız? https://www.afad.gov.tr/deprem-oncesi-ani-ve-sonrasi-alabileceginiz-onlemleri-biliyor-musunuz

AFAD’ın yayınlamış olduğu bu önlemler listesine göz atarak siz de kendi güvenliğinizi sağlamaya çalışıyor olabilirsiniz. Unutmayın ki yaratacağınız hayat üçgeni, sizin için her şey olacak. Aynı zamanda en kısa zamanda bir deprem çantası oluşturmanız da önerim olur. Gerekli ekipmanlar:

https://www.afad.gov.tr/afet-ve-acil-durum-cantasi-nasil-hazirlanmali adresinde de mevcut.

Peki deprem esnasında veya sonrasında ne yapmamalıyız? Deprem, fay hatlarında oluşan kırıklardan meydana gelen bir doğa olayıdır ve kıtaların hareketidir. Depremi insanlar açık giyindiği için, zina olduğu için, dinsiz oldukları için gibi sebeplere bağlamadan insanlık seviyesinde görüp haddimizi bilerek insanların mental seviyelerini daha da bozmadan ve sabır seviyelerini taşırmadan yorum yaparak algılamalı ve onlara yardımcı olmalıyız. Bu tip haddini bilmez güruha duracağı yeri göstermek de oldukça yerinde bir tavır olacak ve olması gerekeni gösteriyor olacaktır.

 1999 depreminde ailesi Gölcük’te bulunan ve depremde, çadırda doğmuş olan biri için ailemden çok fazla hikaye dinlemiş bulunmaktayım, çoğu da travmatik ve oldukça kötü. Üzerinden 21 sene geçmiş olmasına rağmen insanlar o günü anarken hala içlerinin nasıl burkulduğunu görmemek imkansız. Lütfen, önlemlerimizi alıp dikkatli olalım. İnsan hayatını her fırsatta tiye alan bir devlet karşısında ve kendini en bilge sanıp vaaz veren kitle karşısında ancak hayatta kalarak bir şeyler başarabiliriz. Kendinize iyi bakın. Bir not olarak ise Ekrem İmamoğlu ve ekibinin İstanbul için yapmış olduğu güncel zemin çalışmalarına bakmakta oldukça fayda var.

Linki aşağıda:

https://depremzemin.ibb.istanbul/guncelcalismalarimiz/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir