Erasmus

Erasmus’ta Seyahat: Amsterdam

Herkese iyi haftalar sevgili okuyucular,

Geçen hafta başlamış olduğumuz ‘’Erasmus’ta Seyahat’’ serimizin ikinci haftasındayız. Bu yazımda, Amsterdam’a yapmış olduğum seyahatten bahsedeceğim. Amsterdam’da nereleri görmeniz gerektiğini ve az parayla nasıl çok yer gezebileceğinizi öğrenmek istiyorsanız, okumaya devam edin J

Çocukluğumdan beri en büyük hayalim Hollanda’ya gitmekti ve bu hayalimi 2017 yılında gerçekleştirdim. Çek Cumhuriyeti’nde Erasmus yaparken, 10 kişilik bir arkadaş grubu olarak 4-5 günlüğüne Amsterdam’a gitmeye karar verdik. Uçak biletlerimizi alırken bagajsız bilet almaya özen gösterdik böylelikle, bilet fiyatı çok ucuza denk gelmiş oldu. Hepimiz kabin bagajına sığacak büyüklükte sırt çantalarıyla seyahat ettik. Size tavsiyem, Erasmus’a gitmeden önce, kesinlikle bir seyahat/kamp çantası almanız. Böylece seyahat edeceğiniz her yere (uçakla ya da otobüsle) bagajsız olduğunuz için çok daha uygun fiyata bilet alabilirsiniz.

Amsterdam’da konaklama genel olarak pahalı olduğu için hostelde kaldık. Yani 10 arkadaş aynı odada, ranzalarda kaldık. Ortak banyo ve tuvalet kullanmak zorunda kaldık. İnanın düşündüğünüzden çok daha kötü ve konforsuzdu ama bütün gün dışarıda olacağımız ve hostele sadece uyumak için geleceğimiz için pek aldırmadık açıkçası. Bizim için kaldığımız yer değil, ne kadar çok yer gezdiğimiz daha önemliydi.

Gezilecek yer demişken, ‘’ Tours & Tickets’’ ten bahsetmek istiyorum. Hemen hemen her yerde bu adı göreceksiniz. Buralarda, şehir içerisinde yapabileceğiniz turistik geziler/müzeler için biletler satılıyor. Biz Amsterdam’a vardığımızda hemen bir Tours&Tickets noktasına gidip, katılmadık istediğimiz gezilere bilet almıştık. Her etkinlik belli gün ve saatlerde yapılıyor bu yüzden bütün seyahatimizi planlamış olmuştuk. Katıldığımız etkinliklerden bahsedecek olursam: Botla kanal turu, Heineken bira fabrikası gezisi, Ice Bar,Van Gogh Müzesi, buz pateni. Bu etkinliklerden çok memnun kalmıştık, kesinlikle tavsiye ederim. Hatta vaktiniz varsa, Anna Frank House ‘ye ve Madam Tussauds ‘a da gitmenizi tavsiye ederim.

Katıldığımız etkinliklerden en ilginç olanından bahsetmek istiyorum,’’ Ice Bar’’. Burası, tamamen buzdan oluşan ve -17 derece olan bir bar. İçeri girmeden önce, ekstra eldiven, mont ve bere veriyorlar. Masa, sandalyeler, duvarlar, içerideki dekorlar ve hatta bardaklar olmak üzere her şey buzdan. Hayatımda yaşadığım en güzel, en ilginç tecrübelerden biriydi. -17 derecede donmamak için sürekli içki içip, dans etmeniz gerekiyor ve bu durum barı daha da eğlenceli kılıyor.

Katıldığımız geziler haricinde, kalan boş vakitlerimizde sokaklarda yürüyüp, güzel yerler bulduk, fotoğraf çekindik, oturup sohbet ettik, kendi çapımızda şehri keşfettik diyebilirim. Gittiğiniz şehirleri keşfetmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Yoğun seyahat temposunda, bu şekilde kendinize vakit ayırdığınız zaman bulunduğunuz yeri ve insanları gözlemleyebiliyorsunuz. Bu da kültürlerini daha iyi anlamamıza sebep olur. Ayrıca, sadece bir gece de olsa gece kulübüne gittik. Çünkü gittiğimiz ülkenin gece hayatı kültürünü de tecrübe etmeliyiz diye düşünüyorum. Açıkçası, bütün gün ayakta olduğumuz için çok yorgunduk ve tadını çıkartamadık ama yine de gittiğimiz için çok memnunum tabii ki. Bunların dışında görmeniz gereken yerler kesinlikle ‘Red Light Secret ‘ ve ‘ Coffee Shop’. Ne olduklarını şimdi burada anlatmayayım, siz internetten araştırırsınız J Sadece şunu söyleyeyim ki, kesinlikle görülmesi gereken yerler.

Başta da belirttiğim üzere, Amsterdam’a gitmek en büyük hayallerimden biriydi ve bu hayali gerçekleştirirken ailemden yardım almamak benim için çok önemliydi. Açık konuşacağım, bu seyahat için toplam 1.600tl biriktirmiştim. Şu anda Euro’ya çevirince pek de bir para etmiyor ama 2017 yılında, seyahat için gayet iyi bir paraydı. Gözünüzü korkutmak istemiyorum, bu miktardan çok daha az parayla da seyahat edilebilirdi tabii ki ama sırf bu seyahat için birikim yapmış olduğum için hepsini gönlümce harcamak istedim. Bu yüzden, seyahatin son gününde arta kalan paramla gittim bir güzel alışveriş yaptım. Cebimde çok az bir parayla Çek Cumhuriyeti’ne geri dönmüş olsam da unutulmaz anılar biriktirmiş oldum. Bu arada şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, sadece bir sırt çantasıyla seyahat ettik demiştim. Tabii o kadar alışveriş yapınca eşyalarım sığmadı. Artık en son çare olarak, çantaya sığdırabildiğim kadar şey sığdırıp, geri kalan üç tane kazağı da üst üste giymek zorunda kalmıştım. Ama olsun yine de ekstra bagaj ücreti ödemek zorunda kalmamıştım en azından.

Bu gezi hakkında son bir şey söylemek istiyorum. Yıllarca sadece filmlerde, fotoğraflarda, videolarda gördüğüm; daha gidip görmediğim halde benim için Dünya’nın en güzel yeri olan; gittiğim zaman kendimi Dünya’nın en mutlu insanı olarak hissedeceğimi düşündüğüm bir yerdi Hollanda. Gittiğim zaman düşündüğüm her şeyin, hayallerimin gerçek olduğunu kendi gözlerimle gördüm. Daha sadece bir şehrini gezme fırsatım oldu ama yine de yeri ben de çok ayrıdır. Umarım sizler de gidip gördüğünüzde, benim kadar büyülenirsiniz J

İpek AYDIN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir