Toplumsal Konulu Yazılar

FİLMLERİ İNCELİYORUM #2

Ufukta görünmekte olan bir Tolga Karaçelik filmi :“ SARMAŞIK ”

Bir armatör iflas eder ve o sırada seferde olan gemisindeki mürettebat gemide mahsur kalır. Zira deniz hukuku gereği gemide kalmak zorundadırlar ve hiçbir yere kıpırdayamazlar. Beş gemici ve bir de kaptandan oluşan mürettebat bu huzursuz bekleyişte hiyerarşik güç mücadelesine girecektir.

Farklı sınıfsal, kültürel ve etnik özelliklere sahip karakterlerin olduğu Sarmaşık;  hiyerarşik yapılanma ve otorite gibi konuları temel alarak çok yönlü bir ilişki sunuyor.

Gemide çalışanlar arasındaki ilişkiler, temsil ettikleri toplumsal grupların arasındaki farklılıklar üzerinden şekillenirken, geminin iktidar temsili olan, bu farklılıkları otoritesini korumak adına kullanıyor ve ihtiyaç duyduğu hiyerarşik yapıyı bu sayede inşa ediyor.

Gemiyi bir devlet düzeni gibi düşünüp iktidarı, iktidara yakın olup güç zehirlenmesi yaşayanları ve muhalifleri harika bir potada, sarmaşık betimlemesiyle eritebilmiş.

Şarkıların özenle seçilmiş olması ve filme bu kadar yakışması da ayrı bir başarı. Efektler ve sesler çok iyi. Riskli bir biçimde tercih edilen anlatım, yan unsurlarla birlikte öyle iyi oluşturulmuş ki, hiçbir karakter tek yönlülüğüyle öne çıkmıyor. Bu sayede karakterler arası ilişki ne salt hiyerarşik konumlarına, ne de salt sınıfsal özelliklerine indirgenebiliyor.

Geminin içindeki kaotik ortam en üst noktaya ulaştığında dahi, her şey öylesine doğal bir biçimde akmaya devam ediyor ki gerilimin arttığı sahnelerde yer yer neredeyse gerçeküstü öğeler kullanılmasına rağmen, hikâyenin akışı hiçbir zaman gerçeklikten kopmuyor. Pek çok açıdan tehlikeli sayılabilecek öğelere sahip olan filmin göze batan, abartılı görünen ya da “mesaj kaygılı” denebilecek hiçbir yanı yok.

‘Gemide’ filmini çağrıştırsa da birçok yönüyle ayrılıyor. İkisi de bir birinden başarılı. Birbirine hiç mi hiç benzemeyen 5 adamın 1 gemide 3 ay boyunca kalmak zorunda oluşundan ana çatışmasını kuran film, içimizdeki psikopata göz kırpıyor. Yavaş yavaş gelen bir bunalımı, çöküşü anlatırken gücünü bu ağırlıktan almayı biliyor. Hatta bunu çoğu zaman hissettirmiyor.

Kendine Müslümanları, sahte kabadayıları, doğuştan yancıları, en sağlam psikolojiye sahip gibi görünüp aslında en deli olan ruhsuzları ve aslında bu insanları bir arada tutabilecek argümanlar hala mevcutken bu argümanlara bile düşman olan gemi kaptanlarını anlatıyor. Bu insanlar ne yapıyor? Demeden filmin ilerleyen dakikalarında kendimize bir taraf seçmeye kalkmamı ise aslında bu kavgaya ne kadar alışık olduğumuzu, ne kadar alıştırıldığımızı gösteriyor.

Ne olursa olsun diktayı, faşizmi, baskıyı, sindirilmeyi yok etmek için bir olmak. Son yılların en güzel filmlerinden birini izleyeceksiniz..

Mert KARTAL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir