Spor

Premier League Nasıl En İyisi Oldu?

İnsanlar hayatlarına yön verirken akıl ve mantıkla düşündüklerini iddia etseler dahi duygularıyla karar verirler. Bu görüşüm Balzac tarafından da onaylanmıştır. Çünkü kendisi de ‘’Duygunun yanında akıl daima adi kalır’’ demiştir. Duygular her şeydir. Bu sporda da geçerli bir kanun olsa gerek. Bugün de duyguların en yoğun olarak yansıtıldığı spor hakkında konuşacağız, Futbol…


Zidane’ın materazi’ye attığı kafayı ya da Roberto Bagio’nun kaçırdığı penaltıyı da hatırlayanlar pek de az değildir. Fenomen Ronaldo’nun sakatlıktan döndükten sonra oyuna girer girmez tekrar saklanması da ne üzücü bir olaydı. Gösterdiğim örnekler çoğaltılabilir ve benzerleri aslında çok da yakınımızda olanlardır. Mesela geçen aylarda Muslera’nın sakatlanması ya da Baroni’nin yarı finalde Benfica karşısında kaçırdığı penaltı gibi…


Şimdi sıra birazda öfkeden kaynaklı bir olaya daha doğrusu olaylara geldi. Heysel Faciası. 1985 yılında oynanan Şampiyon Kulüpler Kupası Finali Liverpool-Juventus maçı. Maç öncesi bir grup Liverpool taraftarı Juventus taraftarlarına saldırıyor. Ortaya çıkan gerilim faturası çok ağır oluyor. 39 ölü 660 yaralı. Yaşanan izdihamda arada kalanlarda oluyor tabi ama asıl zarar tribünün çökmesi ile oluşuyor.


Olaya birçok kişi intikam olarak da bakıyor. Çünkü bir sene önce oynanan Avrupa Kupası Finalinde Liverpool yine bir İtalyan ekibi Roma ile oynayıp kaybediyor. Maç sonrası bir grup Liverpool taraftarı saldırıya uğruyor.
Ada’da bugünden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Olaylar nedeniyle Avrupa Futbol Federasyonları Birliği ‘nin, Liverpool’a vereceği cezayı az bulan Margaret Thatcher, “Bu hayvanların cezasını ben vereceğim” demiş ve ülkesinin Avrupa kupalarından 5 yıl men edilmesini göze almıştı. Olaydan 2 gün sonra Thatcher, Liverpool’un Avrupa kupalarından süresiz men edilmesini istemiş, UEFA ise bu cezayı 5 yıla düşürmüştü. İngiliz Başbakan, UEFA 5 yıllık men cezasını da uygulamazsa, İngiltere’nin, Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) ve UEFA’ya üyeliğini fesh edeceğini belirtmişti.(Wikipedia)
Olaylar sonrası Brüksel’deki Heysel Stadyumu’nın ismi, ‘Kral Baudouin’ olarak değiştirilmiştir.(Wikipedia)


1996’da yaşanan bir olaydan sonra stadyumların tamamına koltuklar yaptırılıyor ve güvenlik kameraları ekleniyor. Holiganlara çok ağır yaptırımlar uyguluyor. Hatta bazılarına ömür boyu stada girme yasağı bile getiriliyor.
Bu olaydan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı demiştik.Peki ne gibi yenilikler oldu?


Şirketleşme yolunu seçtiler
Daha öncede bir lig vardı fakat yetersizdi. 20 Şubat 1992’de FA Premier League ismiyle kuruldu. Lige katılan takımlar kazançlı bir televizyon hakları anlaşmasından yararlandılar(Wikipedia). Bu durum yıllar boyu gelişerek deva yayın gelirleri elde edilemeye başladılar. Günümüzde ligin son sırasında yer alan Premier League takımı Türkiye ligi şampiyonudan kat kat daha fazla yayın geliri elde ediyor. Tabi bunda döviz kurlarının etkisi de yadsınamaz.
Nasıl bir pazarlama politikası izliyorlar tam olarak bilemiyorum ama bu politika sayesinde dünyanın her yerinden taraftarlara sahipler. Dünyanın en kalabalık bölgesi olan Asya kıtasını abluka aldılar. Yaz döneminde oralarda yapılan özel turnuvalar yer alıyor.
‘’Premier League, 187 ülkede 870 milyon eve yayınlanan maçlarla dünyanın en çok izlenen ve desteklenen futbol Ligi olmasının yanı sıra, bu ülkenin en tanınmış ve beğenilen kurumlarından biridir.(1)’
Bu şirket yani Ppremier zamanla çok fazla büyüdü ve gelişti. Premier League ekonomik olarak da ilk sırada yer alıyor. ‘’2018 yılında defans hattına harcadığı 225 milyon Pound ile 52 ülkenin ulusal savunma bütçesine harcadığından daha fazla yatırım yapan Manchester City, bu yılda yeni bir rekor kırabilir. (Fanatik,2018)’’ bu paranın büyüklüğünü daha iyi anlatmak gerekirse günümüz Süper lig takımlarının tamamının yıllık maliyetinden daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. Bu denli ekonomik özgürlüğü olan bir ligden bahsediyoruz.


Markalaştılar
Günümüzde Premier League dünyanın en çok takip edilen ligi konumunda. Basketbolda NBA neyse bugün futbolda da Premier League odur. Öyle bir markalaşmadan bahsediyoruz ki en iyi futbolcular en iyi antrenörler bu ligde. Birkaç örnek vermek gerekirse De Bruyne, Kante, Agüero, Alison ve daha say say bitiremeyeceğim kaliteli futbolculara sahipler. Bu futbolcuların çok saygı duyduğu teknik adamlara sahipler Klop,Morinho,Ancelotti,Bielsa,Guardiola ve diğerleri. Bu saydığım isimler kaliteyi, kalite markalaşmayı, markalaşmak da yeni kaliteli oyunculara davet çıkartıyor. Bu ortam da muazzam bir döngü oluşturuyor.
Bizler Tükiye Liginde o derbi değil bu da derbi sayılmaz derken adamlar buldukları her rekabete derbi demiş. Kuzey Londra Derbisi, Merseyside Derbisi, Manchester Derbisi…
Ayrıca Premier League en rekabetçi liglerden biridir. İtalya’da Juventus, Almanya’da Bayern Münih gibi ligi son beş on yılda domine eden bir takım yok. En kötü ihtimalle iki takımın birebir çekişmesine şahit oluyoruz (Liverpool-Manchester City). Bunun dışında lige yeni çıkmış bir takım doğru bir planlama ve doğru teknik ekiple diğer takımlara kafa tutabiliyor. Premier League’de kısmen yabancı kısıtlaması var. Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin futbolcuları yabancı statüsünde sayılmıyor. Bundan dolayı ligdeki yabancı sayısı gayet fazla.
Bu devasa lig hakkinda biraz bilgi biraz yorum içeren bir yazı oluşturdum tabi ki eksik ve hatalı kısımları olabilir. Eklemek istediğiniz şeyler için yorum yapabilirsiniz.
Umut Can ÜREYEN


KAYNAKÇA
https://www.premierleague.com/news/1563131

https://tr.wikipedia.org/wiki/Premier_League

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir