Toplumsal Konulu Yazılar

Radyo Yayıncılığı Tarihe mi karışıyor?

‘’Aç bakalım şu radyoyu belki sevdiğimiz bir şey çalıyordur’’, demiş usta edebiyatçı Oğuz Atay. Belki de yaşadığı dönemden radyonun samimiliğini hissettirmeye çalışmış bizlere.

Birçoğumuz belki bilmez, bir döneme damgasını vuran iletişim aracı radyodur. Esasen 1902 yılında uzak mesafelere bilgi aktarımını sağlamak için üretilir fakat zamanla öyle etkili olur ki adeta insanların faaliyetlerini belirler duruma gelir.

Türkiye’de ise düzenli radyo yayınları 1927 yılında başlar. Bu yayınlar, tüm Anadolu’da etkin bir şekilde dinlenir, radyo programlarının saatleri evde beklenirdi. Radyo alıcıları her evin bir köşesinde bulunur, evin bireyleri haberleri ondan takip eder, günümüz çocukları akıllı telefonlar, tabletlerle oynarken, o zamanın çocukları uyumadan önce radyodan masallar dinlerlerdi.

Radyonun, insan hayatındaki yeri boyut olarak küçük fakat hissettirdikleri ile büyüktü. Bu cihaz, dinleyicilerini bulundukları mekândan çıkararak, farklı ortamlara sürüklüyordu. Bir işle uğraşılırken radyoya koyulan kasetler, o günün şartlarında tek motivasyon kaynağıydı.

Her yeni teknoloji alet eskisinin kurdudur derler. Bu sihirli kutu için de bu durum geçerli olur ve gelişen teknolojiden nasibini alır. Döneminin iletişim alanında tek lideri olan radyo, televizyonun icadıyla o sarsıcı etkisini yavaş yavaş yitirir. Daha sonraları televizyon giderek yaygınlaşmaya başlar ve radyoya göre görüntü sunduğu için medyanın hâkimi olur. Sonrasında bu sorunu ciddiye alan radyo yayıncıları, ilgi çekici programlar üreterek, dinleyicileri yeniden radyoya bağlarlar. Böylelikle medyadaki tahtı ciddi derecede sarsılan radyo, uzun bir süre daha önemli iletişim aracı olmaya devam eder.

Fakat teknoloji akarsu gibidir, durmaz. Zamanla ortaya çıkan bilgisayarlar, akıllı telefonlar ve internetin her geçen gün gelişerek devam etmesi bilgiye ulaşmayı daha kolay hâle getirir ve eğlence için sunulan seçenekleri de çoğaltır. Böylelikle radyo kendisine fazla ihtiyaç duyulmadığından durgunlaşır.

Günümüzde ise internete erişimin çok kolay hale gelmesi, insanların internet üzerinden istedikleri içeriğe kolayca ulaşabilmeleri radyoyu bizlere unutturdu. Artık her birimiz haberleri televizyondan veya internetten takip ediyor, müzik dinlemek istiyorsak cebimize dünyaları sığdıran telefonlardan dinliyor, eğlenceli bir şeyler izlemek istiyorsak sosyal medya uygulamalarını kullanıyoruz. İçerik anlamında bizlere bu kadar sunulan alternatif varken radyo maalesef bu mecralar karşısında biraz kayboldu.

Bu konuda bazı iletişim araştırmacıları, radyo için özel reklam tasarlanmazken televizyon reklamlarının radyoya uyarlanmasının olumsuz bir etki yarattığını, internet ve dijital medya çıktığından beri televizyonun kullanımı bile her geçen gün azalırken, radyonun tercih edilmesinin çok güç olacağını belirtiyor.

Peki Radyo Yayıncılığı bitecek mi?

Radyo bütün bu etkenlerden kaynaklı eski değerini göremese de, hala azımsanmayacak derecede insan tarafından aktif olarak kullanılıyor.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK) yaptığı araştırmaya göre, radyo dinleyici ölçümleri, günde yaklaşık 17 milyon kişi olarak belirlendi. Elde edilen verilere bakıldığında günümüzde her 10 kişiden 4’ü radyo dinliyor.

Geniş çaplı yapılan bu araştırmaya göre, radyo dinleme oranları kadınlarda yüzde 52,9, erkeklerde ise yüzde 62,6 olarak karşımıza çıkıyor. Bu dinleyicilerin % 70’i ise radyoyu arabada dinliyor. Günde kişi başı radyo dinleme süresi ise ortalama 3 saat 10 dakikaya ulaşıyor.

Genel olarak bakıldığında iletişim teknolojisindeki gelişmelerden etkilenen ve bu gelişime farklı çözümler sunan radyo yayıncılığı, insanlarla iletişim içinde olması ve samimi bir ortam yaratmasından kaynaklı, günümüze kadar önemini koruyarak gelebilmiş.

Televizyon ve internet yayınlarının karşısında hâkimiyeti gerileyen radyonun, kendine has özellikleri, değişime ayak uydurabilme potansiyeli ile birlikte yayıncılık faaliyetlerini sürdüreceği ve kuşkusuz medya alanında kendisine karşılık bulmaya devam edeceği aşikâr.

Yani uzun bir süre daha, yayıncılar bitmeyen enerjileriyle radyolarının başında seslerini duyuracak, bir dinleyici her nerede olursa olsun sevdiği türkü çalınca radyonun sesini yükseltecek ve radyo içinden taşan tüm seslerle hayatımızı zenginleştirmeye devam edecek…

MUSA MUTLU

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir