Erasmus

Çek Cumhuriyeti’nde Erasmus

Hem bilgilendirici hem de eğlenceli bir yazı okumaya hazır mısınız? Ben sizlerle paylaşmak için çok hazırım. Haftalardır ‘’oralara sonra geleceğim’’ dediğim kısıma nihayet geldik. Bu hafta, peri masalı gibi geçen Erasmus maceramı sizlerle paylaşacağım. Bu konuda sizleri olabildiğince bilgilendirmek istiyorum, ancak sizleri sıkmak da istemiyorum bu yüzden gelecek hafta da part 2 kısmıyla devam edeceğim. Devamını merak ediyorsanız haftaya sitemize uğramayı unutmayın ☺

Başlamadan önce, kısaca bilgi verecek olursam 2017 yılının güz döneminde University of Hradec Kralove’ de ilk Erasmus’ umu gerçekleştirdim. En başından beri hem gittiğim üniversitenin hem de ülkenin çok doğru bir seçim olduğunu düşünüyorum. Okulda çok fazla yabancı uyruklu öğrenci vardı ve bu öğrenciler için çok iyi faaliyet gösteren bir öğrenci topluluğu (ESN) vardı. Gideceğiniz üniversitenin ESN ( Eramus Student Network)  ‘si olmasına özen göstermenizi tavsiye ederim. Bu öğrenci topluluğu yani ESN, yabancı uyruklu öğrencilere gönüllü olarak yardım eden, çeşitli aktiviteler düzenleyen ve gideceğiniz okulun öğrencilerinden oluşan bir topluluk. Topluluk deyip geçmemek lazım, bana yardımcı olma sorumluluğuna sahip olan öğrenci (bu kişilere ‘’Buddy’’ deniyor) sayesinde  okuluma çok kolay adapte oldum. Erasmus’a gitmeden önce valizimi hazırlarken bile, götürmem gereken kıyafetlerden, oranın mevsiminden, yurtta ihtiyacım olabilecek şeylere kadar her konuda yardımcı olmuştu. Hradec Kalove şehrinde havaalanı olmağı için Prag’a uçakla gidip ardından trene binmem gerekmişti ve trenden indiğim zaman Buddy’im yardım etmek üzere beni bekliyordu. Ki bence bu çok önemli bir şey çünkü bilmediğimiz bir ülkede , sırtınızda ağır bir sırt çantası ve elinizde kocaman bir valizle kaybolmak istemezsiniz .Polonya’da tam olarak bunu tecrübeledim ve hiç hoş olmadığını belirtmek isterim. Gerçi bu konulara Polonya’da Erasmus yazısında değineceğim.

Bu gibi küçük ama önemli yardımların dışında ESN’ nin daha birçok faydası var. Mesela çok güzel etkinlikler düzenliyorlar. Tanışma partileri, tematik partiler, yurtiçi- yurtdışı seyahatler vb. gibi. Ben bu etkinliklerin çoğuna katılmaya çalıştım, size de şiddetle tavsiye ederim. Bu etkinlikler , ‘’Erasmus Aileniz’’le çok daha güçlü bir bağ kurmanızı sağlıyor. Ayrıca eğlence amaçlı yapılan etkinlikler, konfor alanınızdan çıkmanıza ve  kendinizi daha iyi tanımanıza sebep oluyor. Tabii bu yazıyı okuyanlar arasında sosyalleşmeyi pek sevmeyenleriniz de olabilir. Size kısacık bir şey söylemek istiyorum, Erasmus değişim demek, bu yüzden lütfen yeni şeylere ve kendinize bir şans verin.

 İkinci yazımda neden daha çok ülke değil de şehir gezdiğimi açıklayacağımı söylemiştim, sebebi neredeyse  bütün ESN gezilerine katılmış olmamdı. Yani sanırım sadece iki tanesine falan katılmadım. Ve anlayacağınız üzere bu topluluk oldukça etkin bir topluluktu. Kısacası başka ülkeleri gezmek için harcayabileceğim paramı, ESN gezilerine harcadım. Pişman mıyım? HAYIR. Bu geziler sayesinde ortalama 200 kişiden oluşan Erasmus öğrencilerinin neredeyse hepsiyle tanıştım ve çoğuyla da hala irtibat halindeyim. Bu yüzden bu etkinliklere/ gezilere katılmanızı şiddetle tavsiye ederim. Sadece  benim kadar abartmazsınız bütçeniz için daha iyi olabilir 😀

Gelelim Çek Cumhuriyeti’nin diğer olanaklarına: Almanya, Polonya, Avusturya ve Slovakya’ya sınırları bulunduğu için bu ülkelere seyahat etmek çok kolay ve ucuz. Bunların dışında diğer ülkelere göre yine yakında yer alan bazı ülkelere de (örneğin Macaristan) otobüsle çok uygun fiyata seyahat etmek mümkün. İlla yakın ülkelere mi seyahat etmek lazım? Tabii ki hayır, vizenizin kapsadığı her ülkeye  rahatlıkla gidebilirsiniz. Türkiye’ye kıyasla, Avrupa’da seyahat etmek çok daha kolay. Örneğin, İtalya’ya gidiş- dönüş  uçak biletine yanlış hatırlamıyorsam toplam 35 € ödemiştim. Tabii € o zaman 4 falandı.

Biraz da kötü yanlarından bahsedelim isterseniz. Erasmus’um benim için mükemmeldi ancak geri dönüp bakarsam size birkaç kötü yanından bahsedebilirim tabii ki. Öncelikle sokakta İngilizce konuşan kişi sayısı çok az. Yerli halk ya İngilizce bilmiyor ya da konuşmayı tercih etmiyor bu yüzden markette ya da günlük işlerinizi yaparken zorlanabiliyorsunuz. Gerçi bu durum sanırım birçok ülke için aynı. Eğer İngilizcenizi geliştirmek konusunda endişeleriniz varsa bence bu konuya hiç takılmayın çünkü yeni edindiğiniz arkadaşlarınızla 7/24 İngilizce konuşacaksınız, ayrıca okulda da dilinizin çok gelişeceğini rahatça söyleyebilirim. Market demişken biraz da fiyatlardan bahsedeyim. Meyve, sebze çok pahalı arkadaşlar ama alkol sudan ucuz o yüzden alkolle beslenebilirsiniz. Şaka yaptım kızmayın 😀 Genel olarak fiyatlar biraz yüksek olabilir ama markette ihtiyaç listenizin dışına çıkmazsanız çok sorun olacağını sanmıyorum. 

Başka bir kötü yanı, havanın çok soğuk olması. Çok çok kalın kıyafetler götürmeye özen göstermelisiniz. Bazen gerçekten soğuktan ağlamak istediğimi belirtmeden geçemeyeceğim. Hatta seyahatlerim sırasında çok üşüdüğüm için farklı farklı ülkelerden atkı, bere almışlığım var. Bu yüzden  termal kıyafetler  götürmeniz mantıklı olacaktır.

Daha sizlerle paylaşmak istediğim çok şey var ama bu haftalık bu kadar olsun. Umarım okurken  keyif almışsınızdır. Haftaya Part 2’ de görüşmek üzere.

İpek AYDIN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir