Gastronomi

YEMEK SAVAŞLARI

Merhaba değerli okuyucular, başlıktan da anlayacağınız üzere bugün özellikle Türkiye-Yunanistan savaşları olmak üzere tarih boyunca kültürel yemeklerimize yapılan saldırılardan bahsedeceğim. Başlamadan önce size birkaç soru sormak isterim. Sizce yemeklerimize sahip çıkabiliyor muyuz?

Bizim yere göğe sığdıramadığımız yemeklerimizin kaç tanesi dünyaca biliniyor? Konu vatanseverlikse kültürümüze ve yemeklerimize sahip çıkmamak bunları başkalarının övünç kaynağı olmasına sessiz kalmak vatanseverliğe sığar mı?

İlk olarak herkesin bildiği kahve ile başlıyorum. Bildiğiniz üzere kahve Arap Yarımadası’ndan ortaya çıkmıştır. Bununla alakalı halk arasında “Yemen’den mi geliyor bu kahve?” diye çok sık kullanılan bir söz vardır. Kahve, Arap Yarımadası’ndan sonra 14.yüzyıl sonlarında, 15.yüzyıl başlarında Osmanlı’ya gelmiştir, ardından bütün Dünya ‘ya Osmanlı’dan yayılmıştır ve bunu çoğu Yunan tarihçi de doğrulamaktadır. Yani işin özünde yine siyaset yatmaktadır. 1974’te yapılan Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası Yunanlılarla aramız açılmıştır ve aslında o günden itibaren “bu kahve Türk mü? Yunan mı?’’ tartışması hararet kazandı. Bazı Avrupa ülkelerinde kahveye Yunan Kahvesi denilse de Dünya’ da ağırlıklı olarak Türk kahvesi adıyla anılmaktadır.

BAKLAVA

Kahveden sonra en çok tartışma konusu olan yemek tabii ki baklava. Aslında bunun cevabı da çok basit. Çok eski Bizans kaynaklarına bakıldığı zaman baklava ile alakalı herhangi bir bilgiye rastlanmıyor. Birkaç sene önce İngiliz Araştırmacı Charles Perry, baklava ile alakalı yaptığı araştırmada baklavanın kesinlikle Bizans Dönemi’nden gelme olmadığını gözler önüne sermişti. Baklava, sonuçta Orta Asya’dan gelen yufka açma tekniğiyle, Ortaçağ Arap Fars mutfağının şerbetli tatlı geleneğinin birleşmesi sonucu ortaya çıkan bir tatlı. Bu konuda Gaziantep Sanayi Odası’nın yaptığı  tescil çalışmaları geçtiğimiz yıllarda sonuç verdi ve AB komisyonu tarafından baklavanın ‘’Türk tatlısı’’ olduğu tescil edilmişti. Fakat Yunanistan hala bazı ülkeler üzerinde utanmadan “öz hakiki yunan tatlısı” şeklinde yazılar yazarak baklava satışına devam ediyor ne diyelim hiç utanma da yok.

LAHMACUN

Bu konu benim daha çok canımı sıkıyor. Lahmacunun bizim milli yemeğimiz olduğunu bizden başka bilen yok arkadaşlar.

Dünya’nın çeşitli yerlerinde lahmacun için ‘Ermeni pizzası’ şeklinde iğrenç tabirler kullanılıyor. 40 yıllık lahmacun bir anda oldu size Ermeni pizzası bak sen şu işe. Lahmacun konusunda 2012-2013 yıllarında Ermenilerin aslında lahmacun bizim yemeğimizdir diye saçma bir başvurusu olmuştu. Bir o kaldı sulanmadığınız tabii her şey sizin yemekleriniz, biz tarihten beri taş kemirerek bu günlere geldik.

YOĞURT

Yoğurt aslında tamamen kaybettiğimiz bir ürün. Dünya’ da herkes yoğurda ‘Yunan Yoğurdu’ diyor bile. Yüzyıllarca bizim olan bir ürünü çok basit bir şekilde Yunanlara bıraktık dersek yanlış olmaz. Bildiğimiz yoğurdu hiç değiştirmeden ‘Yunan Yoğurdu’ olarak bütün Dünya’ ya pazarladılar.

TULUMBA

Tulumba biraz daha yeni yeni gündem olmasına karşın yine Yunanların kendilerine ait olduklarını iddia ettikleri bir Osmanlı tatlısıdır. Baklavanın ardından hiç hız kesmeden bir diğer milli tatlımız tulumbaya da sulanmayı ihmal etmedi Yunanlar.

2019 yılının sonlarında Almanya’nın en büyük zincir marketlerinden birinde 400 gramlık paketlerde ‘’Yunan Tulumbası’’ olarak satmaya başlandı ve biz tabii ki buna da ses çıkartmadık. Lütfen artık biri Yunanlara ‘Dur’ desin.

         Bu şekilde yaz yaz bitmeyecek bir sürü yemeğimizi daha almaya çalıştıkları oldu. Benim en çok güldüğüm İskender kebap için ‘’İskender bize ait bir kahraman, bize ait bir tarihi kahramanın adını Türk yemeğinde kullanamazsınız.” diye itiraz etmişler. Evet, gülüyorum ama aslında ağlanacak halimize gülüyorum, gülüyoruz. Yazımın başında sorduğum soruyu şimdi size tekrar sormak istiyorum, bizim kültürel değerlerimiz çalınıyor, bizim atalarımızın mirası çalınıyor bunun farkında olmamız lazım. Vatanseverlik sadece savaşta eline bir silah alıp Allah Allah diyerek koşmak mıdır? Bence değil. Ülkemizin değerlerine, güzelliklerin sahip çıkalım, biraz daha olayın sadece yemekten ibaret olmadığının farkına varmalıyız.

                                                                                  ALİHAN CEYLAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir