Toplumsal Konulu Yazılar

SİDDHARTA VE BUDİZM

“Kardeşlerim, bu acı ve ıstırabın son bulmasına yol açan asil gerçekliktir. O da sekiz dilimli temel yoldur… Ve bu asil bilgi ve idrak zihninde ortaya çıktı. Zihnin kurtuluşu asla yok edileemz. Bu benim son varoluşumdur ve ben bir daha asla dünyaya gelmeyeceğim.”-BuddaSiddharta Gautama Sakyamuninin ,bilinen adıyla Budda, MÖ 6.asırda kuzey Hindistanda doğduğu kabul edilmektedir. Tarihi kaynaklarda Budanın hayatına dair iki farklı anlatım mecvuttur. Bunlardan biri özellikle Budistler arasında daha yaygındır, bu inanışa göre; Buda dünyada doğmadan önce cennetin 33. katında yaşayan tanrısal bir varlıktır. İnsanlara olan sevgisinden onlara kötülüklere karşı çıkış yolu göstermek için insan bedeninde dünyaya gelir. Budanın annesinin karnının sağ tarafına göklerden gelen sihirli bir fil girer ve bütün bereketiyle Siddharta doğar.Diğer yaygın olan inanışa göre ise; Siddharta, Sakya kabilesinde prens olarak dünyaya gelmiştir. Budanın babası kral, oğlunun ya büyük bir yönetici ya da büyük bir din adamı olacağı rivayetini duyduğundan Budanın dünyanın kötülüklerini görmemesi için elinden gelen her şeyi yapar. Ancak bir araba yolculuğu sırasında genç Buda penceresinden yaşlılıktan eli ayağı tutmayan bir adam, sonra hastalıktan kırılan bir adam ondan sonra da bir ölü görür. Hayatın anlamını sorgulamaya başlayan bu genç artık bulunduğu yerde ne zihnen ve ne de bedenen duramayacağını anlar ve yeni doğmuş bebeğini, karısını, ailesini ve içinde doğmuş olduğu zengin hayatı bir gecede tereddütsüz terk eder. Aramaya başlar. 2500 yıllık fikirler farklı kültürlerde şekil değiştirdiyse de hala varlığını sürdürüyor. Tabii Budaya dair, ilk yazılı eserlerin onun ölmesinden birkaç yüzyıl sonrasında görüldüğünü okuyucuya söylemeden geçemeyeceğim. Ancak bu yazımız Budizmin doğruluğu hakkında değil. Felsefesiyle alakalı. Bizim zaman zaman düşündüğümüz o cevapsız soruların peşine düşer Buda. Sorgular. Tüm kısıtları ve kabul görmüş doğruları reddeder. O dönemde kast sistemi de hesaba katıldığında Budanın tüm reddedişleri bir başkaldırıdır. İnsan nasıl yaşamalı? Kötülük ve acı nasıl yenilir? Ölümden kaçılır mı? Ölümden sonra yaşam var mıdır? Yeniden doğuş döngüsü nasıl kırılır? Buda arayışı sırasında onun gibi her şeyi terk etmiş, arayan insanlardan karşılaşır. Bu insanlar dünyevi her şeyden uzakta münzevi bir hayat tarzını benimsemiş; gerçeği kendi zihinlerinde, sessizliklerinde aramaktadırlar. Buda da kişinin kendisini ve gerçeği ancak yalnızlıkla, kendiyle baş başa kalarak bulabileceğini düşündüğünden karşılaştığı insanlardan birinden meditasyon dersi alır ve kendi zihninin derinliklerinde arayışına devam eder. Ancak uyandığında doğuma, ölüme, yaşama dair hiçbir cevap bulamadığını görür. Rivayetlere göre, vazgeçmeyen Buda 6 yıl boyunca insani her şeyden uzak kalır ve fiziksel çileye varan bir yönteme başvurur. Acıyı yenmek isterken kendini acı içinde bulan Buda bu yöntemi de terk eder ve kendisini, zihnini tekrar sorgulamaya girişir. Bu kez bulduğu insanın değişmez benliği değil, sürekli bir değişim olur. Ona göre hiç kesin bir şey yoktur, her şey yalnızca değişir bu yüzden insanın benliğinden söz edilemez. Ben, benlik, bencillik insanın kendisini köle yapan şeydir. İnsan benliğinden kurtulduğunda özgür olabilir, acıdan kurtulabilir. Buda tekrar derin bir meditasyona başlar, önceki hayatlarını tekrar yaşar ve en sonunda acıyı, cehaleti, nefreti, arzuları yok eder. Benliği olmadan doğal ve acısız tabiata varır Buda. Artık Siddharta değildir. Budadır. Dünyevi varoluşu yenen Buda nirvanaya ulaşır.Bu tecrübeden sonra Buda istediğine ulaşır ve bu tecrübeyi diğer insanlarla paylaşmaya karar verir. İnsanlara karşı hissettiği derin duygular onu tekrar yolculuğa çıkarır, tecrübelerini dört temel hakikat ile anlatır ve onlara sekiz dilimli yolu gösterir. Hakikatlerin birincisi: Hayat acı ve ızdırap doludur. Bunlar dünyevi varoluşun temelidir. İkincisi: Acının nedeni arzulardır. Üçüncüsü: Acı ancak benlikten vazgeçildiğinde kaybolur. Ve sonuncusu bize sekiz dilimli yolu açıklar. Bu yol serüveninde insan ilk yedi adımdan sonra derin konsantrasyon haline girmeli, huzura ulaşmalı, hazları terk etmelidir. Böylece nirvanaya yani kurtuluşa erişebilir insan. Nirvana genel tanımı ile “kelimelerle tanımlanamayan sadece tecrübe edilebilecek mutlak kurtuluş hali” dir. Bütün Budistler farklı fikirlerine rağmen hayattaki nihai hedeflerinin bu olduğu konusunda anlaşırlar. Budanın öğretisi değişmeksizin burada yatar.Ölene kadar anlatmaya devam eder Buda. Bundan sonrası onun öğrencilerine, takipçilerine ve insanlığa kalır. Sözler vasıtasıyla yayılan Budanın öğretileri kültürlere, insanlara göre şekil değiştirir günümüze ulaşır. İnsanın arayışı sürdükçe Budizm de geleceğe uzanacaktır.

Nisa YILMAZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir