Toplumsal Konulu Yazılar

Kitle Ruhu

“…halbuki kitleye ilerleme kaydettiren veya geriye götüren eğitim ve öğretimdir. Dolayısıyla halihazırdaki sistemin, kitle zihnini nasıl şekillendirdiğini ve aldırışsızlar ile tarafsızlardan oluşan bir kitlenin nasıl giderek ütopyacılar ile hatiplerin önerilerine itaat etmeye hazır bir mutsuzlar ordusuna dönüştüğünü göstermek gerekiyordu.”

-Le Bon

Genel tanımı ile kitle, sıradan insanların kim oldukları fark etmeksizin oluşturdukları insan topluluğudur. Fakat kitlelerin önayak olduğu olaylar düşünüldüğünde yalnızca fiziki değil psikolojik ve felsefi bakımdan da tanımlanmalı ve incelenmelidir. Sizinle bu yazımızda kitlelerin genel özelliklerini, ahlaklarını, fikirlerini ve fikirlerine etki eden etkenleri inceleyeceğiz.

Kitleler daima insanların, milletlerin hayatında önemli bir rol oynamıştır. Geçmişten günümüze dünya tarihinde yaşanmış önemli olayların sebeplerini irdelediğimizde en temel sebebin halkın düşüncelerindeki köklü değişimler olduğunu görürüz. İmparatorlukların yıkılması, yeni devletlerin kurulması, yeni yönetim şekillerinin baş göstermesi, katliamlar, reformlar…

Bir kitlenin oluşması için bir araya gelmek yeterli değildir. Yüzlerce ya da daha fazla kişi bir araya gelmeden fikirler ve duygular bakımından da bir kitleyi oluşturabilir. (Sosyal medya kitlelerini örnek vermek yerinde olacaktır sanıyorum, nihayetinde bu kitlelerin toplumsal bazı olaylarda güç sahibi olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Bu noktada linç kültürü okuyucumuza tanıdık gelebilir.)

Öncelikle kitle içindeki bireylerin kişiliklerini yitirmesi, birey olmayı bırakmaları gerekir ki nihayet aynı fikre yönelebilsinler. Daha sonra bilinçsizce kölesi oldukları liderlerini takip edebilmek için aynı duygulara sahip olana dek varlıklarından habersiz oldukları etkenlerin tesiri altında kalmalıdırlar. Sonunda kitleye mensup en akıllı kişi bile hüküm veremez duruma geldiğinde her şey kolaylaşır. Kısaca, özgürlüğünü yitirmiş birey farklılaşır ve telkine açık hale gelir. Artık onlara akıl ve mantık yoluyla hitap etmeye gerek dahi kalmaz. Kitleler muhakeme yeteneğinden yoksun olduğundan fikirler onlara telkin yolu ile dayatılır. Fikrin doğru olmasının ise bir önemi yoktur. Önemli olan fikrin nasıl dayatıldığıdır. Örneğin, kalabalıklar kendilerini dinletmeyi bilen; güçlü hitabete, iradeye ve inanca sahip kişileri takip etmeye dünden hazırdır. Kendi iradelerini yitirmiş onca insanın yine iradeye yönelmesiyle birlikte kitleleri doğru şekilde etkilemeyi bilen kişi onları yönetmeye de hak kazanır.

Kitlelerin en çarpıcı özelliği belki de onu oluşturan kişilerin yaşları, düşünceleri, meslekleri, cinsiyetleri, dinleri, eğitim düzeyleri ne kadar farklı olursa olsun kitlenin ateşine kapılmış bu bireylerin kolektif bir ruhun etkisi altına girmeleri ve normalde yapmayacakları eylemlerde bulunmalarıdır. Kahramanlıklar ve zalimce davranışların bütünü bu eylemlerin önemli birer parçasıdır. Birey cinayet işlemeden ya da onlarca kişiyi kurtaracak bir bombanın üstüne atlamadan önce muhtemelen en az bir kere daha düşünür; çoğu insan ise bu eylemlerden kendi kişisel çıkarı gereği vazgeçer. Ama kitleye mensup birey; tüm kişiliğini çoktan kaybettiğinden kahramanlığa ya da zalimliğe, ani bir dürtü veyahut küçük bir teşvik ile, soyunmakta tereddüt etmez. Küçük bir kıvılcım ile bir meclis basılabilir, bir hanedana mensup aile bireyleri katledilebilir. Düşman gördükleri tek bir kişiyi onlarca kişi öldüresiye dövebilir. Yangın çıkartılır ve kimse içerdekileri kurtarmayı düşünmez. Yüzlerce kişi tereddütsüz darağacına gönderilebilir. Sayın okuyucu unutmayın ki kitleler için sağduyu lükstür, ulaşılması zordur. Kitleye dahil olmuş bir birey artık 10,200,1000… kişiden yalnızca biridir. İşlenen suçun ağırlığı tüm bu kişilerin arasında bölündüğünden midir bilinmez kitleler büyüdükçe yapılan eylemin şiddeti de o oranla artar. Unutulmamalıdır ki kitlelerin fikirlerini belirleyen etkenler zamana yayılsa da kitlelerin yaptığı değişimler hızlı, yıkıcı ve geri döndürülemezdir. Ve elbette bu eylemleri yalnızca yukarda bahsettiklerimle sınırlamamak gerekir. Kitleler şüphesiz kahramanca işleri de bilinçsiz fakat büyük şiddetle yaparlar. İnançları, şan şerefleri uğruna ölmekten çekinmezler. Vatan toprağını tereddütsüz savunurlar kitlelerdir.

Reform, Fransız Devrimi, Rusya Çarlığının yıkılması, SSCB sonu, Amerikan Devrimi, Hitler’in güç kazanması, Berlin Duvarının yıkılması, medeniyetlerin yükselişi… İnsanlık tarihini etkilemiş tüm bu toplumsal olayların ve nicelerinin ortak sebebi birbirinden farklı binlerce insanın iyi ya da kötü bir amaç uğruna liderlerince bir araya getirilmiş olmalarıdır. Medeniyetlerin genel evriminin, yıkılış ve yükseliş, bir parçası olan kitleler geçmişten günümüze kendine has özellikleriyle varlıklarını sürdürmektedirler.

Nisa YILMAZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir